Anna Sewell

Anna Sewell

Yazar
8.5/10
563 Kişi
·
2.174
Okunma
·
34
Beğeni
·
2720
Gösterim
Adı:
Anna Sewell
Tam adı:
Anna Mary Sewell
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
Great Yarmouth, İngiltere, 30 Mart 1820
Ölüm:
Lammas, Birleşik Krallık, 25 Nisan 1878
Anna Mary Sewell İngiltere'nin Norfolk Bölgesi'ndeki Great Yarmouth'da Religious Society of Friends mezhebine bağlı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Isaac Phillip Sewell (1793–1879), annesi Mary Wright Sewell (1798–1884) ise çocuk kitapları yazan başarılı bir yazardır. Philip adında bir erkek kardeşi olan Anna Sewell, büyük ölçüde evde eğitim gördü.

On iki yaşında iken, ailesi Stoke Newington'a taşındılar ve Sewell ilk kez burada okula gitti. İki yıl sonra, okuldan eve giderken yere düştü ve iki ayak bileği de ciddi bir şekilde sakatlandı. 1836 yılında babası, o bölgenin ikliminin iyileşmesinde yardımcı olacağını düşünerek, Brighton'da bir iş aldı. Buna rağmen, sakatlığının yanlış tedavisinin de sonucu olarak, yaşamının bundan sonraki kısmında Anna bir koltuk değneği olmadan uzun süre ayakta duramıyor ve yürüyemiyordu. Daha fazla hareketlilik için, sık sık atlı arabaları kullanıyordu. Bu sayede atlara büyük sevgi duymaya başladı ve hayvanlara daha iyi muamele için endişe duydu.

Bu süre içinde, Anna ve annesi Society of Friends'den ayrıldı ve İngiltere Kilisesi'ne katıldı, ama ikisi de evanjelik çevrelerinde aktif kaldı. Annesi dini bağlılığını en çok evanjelik çocuk kitapları yazarak gösterdi. Bu kitapları Anna yayına hazırlanmasında yardımcı oldu.

Avrupa'da sağlığını geliştirmek isterken, Sewell çeşitli yazarlar, sanatçılar ve filozoflar'la tanıştı ve daha önce hiç tanımadığı düşüncelere bu sayede ulaştı.

Sewell'in basılı tek eseri "Siyah İnci"'yi, 1871 yılında 1877 yılına kadar, Norfolk'ta Norwich şehri yakınlarındaki "Old Catton"'a taşındıktan sonra yazdı. Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu. Çok güçsüz düştüğü için devamlı yatması gerekiyordu ve bu yüzden yazması çok zor hale gelmişti. Annesine romanı dikte ederek yazdırmaya başladı ve 1876'dan sonra küçük kağıt parçalarına yazdıktan sonra annesi bu metinleri kağıda geçirdi.

Sewell romanın haklarını 24 Kasım 1877 günü 57 yaşında iken yerel yayınevi Jarrolds'a sattı. Günümüzde roman çocuk edebiyatı klasiklerinden biri olarak kabul edilse de, Anna Sewell bu romanı atlarla çalışanlar için yazmıştı. Romanını "atların refahı ile aynı zamanda şefkat, sevgi ve saygının insan tedavisindeki önemi" diye açıkladı.

Anna Sewell'in Old Catton'daki evi

Kitabı yayınlandıktan beş ay sonra 25 Nisan 1878 tarihinde hepatit veya veremden öldü. Ancak bu kısa sürede kitabın yayınlanmasından sonraki ilk başarısını görebildi. 30 Nisan 1878'de Buxton, Norfolk'ın yakınlarında Lammas'da gömüldü.
Din demek sevgi demektir. İnsanlar istedikleri kadar dinlerinden bahsedebilirler ama dinleri onlara hayvanlara ve insanlara karşı iyi muamele etmeyi ogretmiyorsa hepsi boş. Sevgi olmadiktan sonra her şey palavradan ibarettir.
"Kötü kalplilikten sonra dünyadaki en kötü şeydir bilgisizlik, haberin yok mu? En çok zararı hangisi vermiştir, kim bilir? İnsanlar sanıyorlar ki, 'Ah! Bilmiyordum, kötü bir niyetim yoktu,' deyince her şey yoluna giriveriyor. Herhalde Martha Mulwash da bebeğine ilaç diye yatıştırıcı şurup verirken, onu öldürmek niyetinde değildi. Ama öldürdü ve cinayetten yargılandı."
Anna Sewell
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Tek dileğim, sarhoşların ayık insanlara kötülük etmelerine izin vermek yerine, hepsinin tımarhaneye kapatılması.
Anna Sewell
Sayfa 194 - Türkiye İş Bankası Yayınları
Kibirli, cahil ve umursamaz, hiç kafalarını çalıştırma zahmetine katlanmayan bir sürü aptal insan var.
Anna Sewell
Sayfa 15 - İş Bankası Yayınları
Fakat artık insanların doğal düşmanlarım olduğuna ve kendimi savunmam gerektiğine karar vermiştim.
Anna Sewell
Sayfa 35 - Türkiye İş Bankası Yayınları
Hayvanlara dilsiz diyoruz, doğru dilsizler, neler hissettiklerini söyleyemiyorlar; fakat konuşmamaları daha az acı çektikleri anlamına gelmiyor.
Anna Sewell
Sayfa 209 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - 4. Basım - 2018 - Çeviri: Ayşe Berktay
248 syf.
·1 günde·8/10
Anna Sewell’ın, bir atın otobiyografisi olarak kurguladığı, 50 milyon kopya satarak tüm zamanların en çok satan kitaplarından biri olan tek romanıdır. Böyle özel bir değeri okumak için acele etmelisiniz. Su gibi akıyor demeyeceğim ama sıkmıyor da. Kitaplıkta bulunması gereken eserlerden biri.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
248 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Hayvanların doğaya ve insanlığa olan hizmetini kimse inkâr edemez. Özellikle evcil ve ehlileştirilmiş olanlar binlerce yıldır tek amaçlarının “hizmet” olduğu bu dünyada karın tokluğuna sayısız insanın yapmayı başaramayacağı şekilde çalıştırılıyorlar. Biz insan olarak ise hizmet ve eziyet kavramını karıştırıyor, hayvanları zulümle idare etmeye çalışıyoruz. Aksi olsaydı bir çobanda sopaya, bir arabacı da kamçıya ne gerek vardı.

Kitap 18. yüzyılda İngiltere’de doğan, genellikle eğitimini evde alan ve bir rahatsızlık sonucu yatağa mahkûm yaşayan Anna Sewell’in tek, dünyaca ünlü romanıdır. İyi bir gözlem ve yufka bir vicdanın sahibi olan Anna kendisinin de bir at sahibi olduğu, çevresinde gördüğü hayvan zulmü için kaleme aldığı bu eserini annesine ithaf etmiştir.

“Hayvanlara dilsiz diyoruz, doğru dilsizler, neler hissettiklerini söyleyemiyorlar; fakat konuşmamaları daha az acı çektikleri anlamına gelmiyor.” (Alıntı)

Roman konusu Siyah İnci isminde bir atın; taylığından başlayıp ölümüne kadar geçen sürenin kendi ağzından anlatılmış, kimi zaman duygulandırıp gözleri nemlendiren, bazı cümle ve paragraflarda bizleri cesaretlendiren, en önemlisi de dilsizde olsalar bir canlarının olduğunu ve acı çektiklerini bilmemizi sağlayan hikâyeler bütünüdür.

Çevirisi gayet yerinde ve küçük dostlarımızın dahi okuyabileceği, hatta kitapla beraber hayvan sevgilerinin pekişeceğini düşünmekteyim. Dört bölümden oluşmaktadır ve gayet sade akıcı bir dil ile okuru sıkmayacak şekilde yazılmıştır.

“Son verme imkânımız olan bir zulmü veya yanlışı görüp de bir şey yapmazsak, suça ortak oluruz.” (Alıntı)

Hayvana eziyet, eziyet edilene zulüm olmaktan ziyade kişinin kişiliğini de öldüren bir eylemdir. Kendisine dokunmayana asla bir zararı olmayan ve kimseyi dahi rahatsız etmeyen sayısız hayvanın, ne tür zulümlere maruz kaldığını bilmekteyiz. Sadece fiziki şiddetle kalmayıp, ürkütmek ve korkutmak amacıyla cesaretlerinin kırılması, her şeyden korkar hale gelmeleri de şiddetin başka bir halidir. Hele ki onlara karşı cinsleriymiş gibi tecavüz ve taciz edenleri anmak dahi istememekteyim. Unutmayınız ki iki ayak üzerinde duran, vicdan ve diğer insanı erdemlerinden ödün veren, eziyeti meziyet gören "hayvanlar ağlamaz."

“...başkaları bize nasıl davransın istiyorsak, biz de başkalarına öyle davranmalıyız.” (Alıntı)

Sadece sezgileriyle hareket eden ve sizden sevgi dışında başka hiçbir talepleri olmayan bu güzel yaratıklara belleğinizden bir iki güzel söz söylemeyi ihmal etmeyin, hatta varsa imkânınız muhakkak temasta bulunun ve onlara dokunup, hala sizi seven, koruyacak insanların olduklarını onlara gösterin. Bu yaptıklarınız sizden bir şeyler eksiltmez lakin karşınızdaki yaratığa az da olsa bir güven katabilir.

“...madem bu insanlar her şeyi bu kadar çok biliyorlar, emretsinler de ileride taylar dünyaya başlarının yanlarında değil alınlarının ortasında gözlerle gelsin. Hep doğadan iyisini yapabileceklerini ve Tanrı'nın yaptığını düzeltebileceklerini sanıyorlar.” (Alıntı)

Bu son alıntı ise kendi keyfi zevkleri için hayvanların uzuvlarını kesenlere gelsin. Köpekleri daha sert ve saldırgan görünsün diye kulaklarından parça alanlara, keyfi şekilde kedilerin ve atların kuyruklarını kesenlere, bile isteye onlara zarar verip bundan eğlence çıkaranlara ve dahası bir canı yokmuş gibi davranıp, cansız nesneler gibi görenler “onlar hayvan oldukları halde sezgi sahipleridir ya sizler, sizler ne sahiplerisiniz…”

Yılkı Atı incelememden kısa bir alıntı… #30045281

“Zulümdür İnsanoğlu dedik ya… Orası doğrudur. Bu dünya da doğaya ne geldiyse insandan, hayvana ne geldiyse insandan. Çevresini bu kadar hızlı yok eden başka bir tür zannetmiyorum ki var olmuş olsun. Hayvanların canı yoktur, acımaz. Vurun kırbacı, vurun tekmeyi, atın taşı kafalarına. Size dönüp ne yapıyorsun demez. Kıstırın bir köşeye, arkasına geçip dileğiniz taciz de bulunun gidip sizi ifşa etmez, şikâyet etmez. Bir haberde idam mahkûmu bir fili okumuştum. Suçu bakıcısının kendisi kızdırmasına dayanamamış ve bakıcısına saldırıp, öldürmüş. Cezası idam. Yer Amerika.

Hadi şimdi haklı bir adalet yapalım. Fil insan öldürdü, aldı idamı. Kısasa kısas. Peki ya insan fili öldürseydi. Belki kamuoyu baskısı ile 3 – 5 ay hapse atılır. Para cezası kesilir, para ödenir. Kişi serbest kalır. Cansa can, ruhsa ruh, kansa kan. Bir akla sahip olmamız bizi üsten kılar mı? Hem de hiç o aklını zekâtını vermeden yaşamışsak. Varsa ilahi adalet, kurulacaksa divan. “Evet, ben şahidim hayvanlar hep haklıydı,” diye avazım çıktığı kadar bağıracağım.

Hayvan öldürme cezası 4000 TL, insan öldürme cezası 15 yıl. Bu da kalsın burada.”

---- Yılkı Atı inceleme sonu ---

Sözün özü; kitap okunulası ve tavsiye edilesi. Kesinlikle insanlık namına gözleriniz biraz daha açılacağı ve hayvanlara daha sevgi ile yaklaşacağınız kanaatindeyim. Bu sebeple özellikler sizlerin ve yakınınızdaki küçük dostlarımızın okumasını şiddetle tavsiye ederim.

Sevgi ile kalın…
248 syf.
·9/10
Anna Sewell’in ilk ve tek kitabı..
Bir atın ağzından ve onun bakış açısı ile yazılmış bir kitap. Sadece kendi yaşamını değil çevresindeki diğer atların yaşamını ve kendi yaşamları üzerinden insanların yaptıklarını ve onlara nasıl davrandıkları etkileyici bir dil ve akıcı bir üslupla anlatılıyor.
Kitap bize çevremize karşı duyarlı olmamız gerektiği mesajını veriyor. Yaşadığımız çevrenin sadece bize ait olmadığını ve tüm canlıların yaşamlarına saygı duyulması gerektiğini tüm hassasiyetiyle fark etmemizi sağlıyor. Bu gezegeni diğer canlılar ile paylaşıyoruz. Bunu hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor. İnsan doğasının vahşiliğini çarpıcı bir şekilde ele alan bu yapıt mutlaka okunmalı.
“Tanrı’nın hiçbir yaratığına eziyet etmeye hakkımız yok. Hayvanlara dilsiz diyoruz, doğru dilsizler, neler hissettiklerini söyleyemiyorlar; fakat konuşmamaları daha az acı çektikleri anlamına gelmiyor.” (s.209)
120 syf.
Herkese Merhaba,
Anna Sewell'in on dört yaşında bir kas hastalığına yakalanarak ömrümün geri kalanında bir yere gitmek için iki tekerlekli küçük arabasını çeken ata bağımlı olarak yaşadığı ve yazdığı tek kitap olan Siyah İnci kitabını okurken insanların hem sevecen, şefkatli yüzünü hem de gaddar ve acımasız yüzünü bir kez daha gözümün önüne getirdim. Atlar gerçekten güzel ve sadık hayvanlar ve bu kitapta Siyah İnci isimli atın hem güzel hem de sıkıntılı yaşantısı son derece anlaşılır ve sade bir dille anlatılmış. Ayrıca bu kitabı okurken nedense "Bizim için Şampiyon" filmi de aklıma geldi. Her neyse herkese iyi okumalar.
248 syf.
·3 günde·10/10
Bir hayvansever olarak bu kitabı okumak zor oldu. Bazı yerlerinde, özellikle hayvanlara işkence yaptıkları yerleri okurken öfkelenmemek elde değil. Sinirden kitabı fırlatasım geldi. Kötü olayların yanı sıra tabii iyi şeylerde oluyor kitapta. Mesela Siyah İnci isimli baş kahramanımız atımızın yeni arkadaşları oluyor ve onların başından geçenleri öğreniyoruz. Siyah İnci'nin bulunduğu yerden başka bir yere satıldığında orası iyiyse seviniyordum falan. Kitapta zaten Siyah İnci'nin başından geçen olaylar anlatılıyor. Kitabın dili oldukça akıcı, zaten birincil ağızdan, yani atın ağzından anlatıldığı için (ilk başta bu durum bana komik gelmişti ama alıştım sonra) okunması kolay oluyor. Kitabın yazarı Anna Sewell, sırf moda olduğu için atlara takılan, özellikle koşum atlarına sabit mengene kayışı takılmasına (bu sabit mengene kayışı atların başını dik tutarak daha güzel görünmesini sağlıyor. Tabii atlar için çok zor durum ve büyük işkence çünkü istedikleri gibi başlarını eğemiyor ve oynatamıyorlar) ve hayvanlara işkence edilmesine büyük öfke duyuyor. Amacının ''insanları atlara şefkat ve saygı göstermeye, anlayışlı davranmaya teşvik etmek'' olduğunu yazmış yazarımız. Keşke herkes bu kadar duyarlı olsa. Ben bu mesajı aldığımı düşünüyorum ve şiddetle Siyah İnci kitabını herkese tavsiye ediyorum. Okuyun, okutturun!
Keyifli okumalar...
248 syf.
·15 günde
Hiç bitmesini istemediğim kitapların en güzel yerlerinden birini aldın Siyah İnci. Ortalama 15 gün boyunca yaşadıklarına tanık olmak, çiftlikte olma hissini tatmak kıymetli idi yüreğimde..


Siyah inci tam bir inci, annesinden iyi terbiye almış (bu o kadar mühim ki ) yumuşakbaşlı, iyi olma yolunda adım atmaya gayret eden, bir o kadar da özgürlüğünü de seven bir can.Ayrıca toynaklarının birinde beyazlık, alnında şirin bir beyaz yıldızı var.
Kitap 4 kısma ayrılmış, 1. , 2. , 3. , 4. kitap diye.. 1. kitabımızda ilk sahibinin çiftliğinde sevgi ile büyüyor, seyis John’un ilgisi, anlaması, örnek davranışlar sergilemesi, zor durumda bile doğrudan ayrılmayan, hakkını sonuna kadar savunan bir o kadarda iyi olması İnci’nin ne kadar şanslı olduğunu, biz okuyuculara da anlamlı mesajlar vermesi güzellikler saçıyor..

Çitflikte dostları Zencefil ve Şenşakrak, Siyah İncinin hayatına anlam katıyor. Zencefil’in sert oluşu, huysuzluğu dikkatini çekiyor ve onu anlamaya çalışıyor. Zencefil’in yaşadığı zorluklar, kötü sahiplerin eline düşmüş olması ile böyle olmasının sebebi konuşarak ortaya çıkıyor .. Birlikte yollara çıkıp bu zor günlerin geride kaldığını gösteriyorlar birbirlerine, aralarındaki bağ kuvvetleniyor, güçleniyorlar .
Çiftlikte bir de kuyruğu kesik bir Sil Oliver atımız mevcut ve Siyah İnci duyarlılığı ile bu durumun nedenini merak etmesi konuyu açığa çıkıyor.
Oliver: ‘’Moda diye’’ toynaklarını yere vurarak söyleniyor. Oradan Zencefil çektiği işkence olan gem vurmanın moda ile bağlantısı olduğunu düşünerek serzenişini dile getiriyor. Ardından Oliver’ın şu sözlerinde durup düşünüyoruz . ‘’Bence moda dünyadaki en kötü şeylerden biri. Örneğin köpeklere neler yaptıklarına bakın. Cesur görünsünler diye kuyruklarını keserler, yırtıcı görünsünler diye güzelim kulaklarını kesip sivriltirler; inanılır gibi değil.’’ Evet inanılır gibi değil diye haykırıyoruz , çirkinliklerimiz her alanda hızla devam ediyor. Hayvanlara eziyet , kendi egosunu tatmin etme, gösteriş uğruna yapılan saçmalıklar diz boyu diye söylene söylene okumaya devam ediyoruz...



Kitabın 2. kısmında yaşadığı zorluklara, farklı insanlarla muhtap olmasına, hayatı görmesine tanık oluyoruz Siyah İncinin , verdiği mücadeleler ne kadar dayanıklı olduğunu gösteriyor . Sonlara doğru yeni sahibİ Jerry ile tanışıp huzuru yakalayabilmesi yüreklere su serpiyor, huzurlu ailenin ilgisi, Jerry’nin net ve nazik dille doğruyu savunması, olgun tavırları, eşi ve çocukları ile bir problem olduğunda danışarak çözüme kavuşturmak istemesi , zor zamanlarında birbirlerine destek olmaları gıpta ile bakmamıza vesile olacak cinsten..

Kitabı okurken tüm duyguları tadıyoruz, özellikle siniri..İnsanların ne kadar kendini düşünen, hayvanları anlamaya tenezzül etmeyen, göşterişe düşkünlüğün sebep olduğu birçok yanlış durumlara tanık olup nefes alamıyoruz. Bilgisizliğin ‘’ Kötü kalplilikten sonra dünyadaki en kötü şeydir bilgisizlik, haberin yok mu? ‘’ sözü ile zamana karşı daha çok okumalı, görmeli, doğruyu hayatımıza uygulamalı diye kendime dair sorgulamalarımı yine yine yapıveriyorum..
Sadece çocuklar değil, hepimizin okuması gereken bir yapıt.

https://eskisayfa.wordpress.com/...ah-inci-anna-sewell/ yazarın hayatına dair bilgiler mevcut, sadece onu bulabildim. Yazarın yayınladığı ilk ve tek kitabı imiş :(

Bir de 94 yılı yapımı filmini de izlemenizi tavsiye ederim. http://www.ultrafilmizle.co/...ty-altyazili-izle/2/
Şafak saatlerinde balkonda günün ışımasına tanık olarak filmi izlemenin keyfi daha bir huzurlu olmuştu benim için.Tavsiye ederim ^_^ Filmde bazı yerler kitaba göre farklı yansıtılmış ama onun dışında çok beğendim..
Müziğimi de ekleyiverem :D
Superchick - Stand In The Rain https://www.youtube.com/...amp;index=2&t=0s


Not: Bu kitabı benimle buluşturan çook kıymetli dostuma çok teşekkür ederim. Seni tanımanın kıymeti yüreğimde çok ayrı... Ayna misali yansıdı yürekteki güzellikler birbirimize ..
‘’İş bazen ağır olabilir ama dost bir el, dost bir ses işi kolaylaştırır.’’ (sy:183) işte böyle bir can dostsun sen, samimiyetini çokça hissettiğim var ol hep.
248 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Kitap bir atın ağzından, atın anıları şeklinde anlatılıyor. Bu kitapla birlikte, atları zaten çok severdim, sevgim bir kat daha arttı. Yazar kendi bacakları rahatsız olduğu için, atlarla çok yolculuk yapmış,gideceği yere atların sayesinde gitmiştir. Bu sebeple atlarla çok içiçe olduğundan,onlara da sempatisinden dolayı ,atların sorunları ile yakınen ilgilenmiş ve kitabında anlatmıştır. Ben keyifle okudum ve tavsiye ederim.
248 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Günümüzün büyük problemlerinden olan hayvanlara eziyet, işkence, bu kitapta genel olarak yine karşımıza çıkıyor. Bazı bölümlerde gerçekten acı çekeceğinizi, insanların en gaddar, en acımasız, en duygusuz mahlukat olduğunu bir kez daha anlayacaksınız. Tabi buna hayvanların dilinden anlayan, onların da sevgiye ihtiyacı olduğunu düşünen insanlar hariç diyebilirim.

Kitabın yazarı Anna Sewell 14 yaşında iken geçirdiği hastalık yüzünden iki tekerlekli arabaya muhtaç kalır ve iki tekerlekli arabasını taşıyan ata bağımlı olur ve atları konu edinen bu kitabı yazar. Siyah inci'nin baş karakter olduğu kitapta bir atın gözünden yaşadığı olayları, sevinçleri, eziyetleri anlatır. Onların da sevgiye, ilgiye ihtiyacı olduğu vurgusunu aşılamak ister.
64 syf.
·25 günde·Puan vermedi
Bu kitabı herkes, özellikle bütün çocuklar okumalı. Çocukların hayvan sevgisi, empati ve paylaşım gibi duygularının gelişmesine bire bir etki yapıcağına inandığım "Siyah İnci"gerçekten güzel bir kitap. Okuyun ve okutun.
İngiliz yazar Anna Sewell tarafından 1877 yılında yazılmış bir romandır. Bu kitabı hayatının son yıllarında, hasta olarak yattığı evinde yazmıştır. Roman, Sewell'in ilk ve tek romanı olup, kısa bir süre içerisinde en çok satılan kitap haline gelmiştir. Sewell, kitap yayımlandıktan sadece beş ay sonra hayata veda etmiştir. Yaklaşık olarak elli milyon kopya satmış olan Siyah İnci tüm zamanların en çok konuşulan kitaplarından biri haline gelmiştir. Bu kitapta dosdoğru hayvan refahı öğretilirken, aynı zamanda şefkat, sevgi ve saygının insan tedavisindeki önemi vurgulanmaktadır. Siyah İnci çocuk edebiyatının bir öncüsü haline gelmiştir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Anna Sewell
Tam adı:
Anna Mary Sewell
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
Great Yarmouth, İngiltere, 30 Mart 1820
Ölüm:
Lammas, Birleşik Krallık, 25 Nisan 1878
Anna Mary Sewell İngiltere'nin Norfolk Bölgesi'ndeki Great Yarmouth'da Religious Society of Friends mezhebine bağlı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Isaac Phillip Sewell (1793–1879), annesi Mary Wright Sewell (1798–1884) ise çocuk kitapları yazan başarılı bir yazardır. Philip adında bir erkek kardeşi olan Anna Sewell, büyük ölçüde evde eğitim gördü.

On iki yaşında iken, ailesi Stoke Newington'a taşındılar ve Sewell ilk kez burada okula gitti. İki yıl sonra, okuldan eve giderken yere düştü ve iki ayak bileği de ciddi bir şekilde sakatlandı. 1836 yılında babası, o bölgenin ikliminin iyileşmesinde yardımcı olacağını düşünerek, Brighton'da bir iş aldı. Buna rağmen, sakatlığının yanlış tedavisinin de sonucu olarak, yaşamının bundan sonraki kısmında Anna bir koltuk değneği olmadan uzun süre ayakta duramıyor ve yürüyemiyordu. Daha fazla hareketlilik için, sık sık atlı arabaları kullanıyordu. Bu sayede atlara büyük sevgi duymaya başladı ve hayvanlara daha iyi muamele için endişe duydu.

Bu süre içinde, Anna ve annesi Society of Friends'den ayrıldı ve İngiltere Kilisesi'ne katıldı, ama ikisi de evanjelik çevrelerinde aktif kaldı. Annesi dini bağlılığını en çok evanjelik çocuk kitapları yazarak gösterdi. Bu kitapları Anna yayına hazırlanmasında yardımcı oldu.

Avrupa'da sağlığını geliştirmek isterken, Sewell çeşitli yazarlar, sanatçılar ve filozoflar'la tanıştı ve daha önce hiç tanımadığı düşüncelere bu sayede ulaştı.

Sewell'in basılı tek eseri "Siyah İnci"'yi, 1871 yılında 1877 yılına kadar, Norfolk'ta Norwich şehri yakınlarındaki "Old Catton"'a taşındıktan sonra yazdı. Bu sürede sağlığı kötüye gidiyordu. Çok güçsüz düştüğü için devamlı yatması gerekiyordu ve bu yüzden yazması çok zor hale gelmişti. Annesine romanı dikte ederek yazdırmaya başladı ve 1876'dan sonra küçük kağıt parçalarına yazdıktan sonra annesi bu metinleri kağıda geçirdi.

Sewell romanın haklarını 24 Kasım 1877 günü 57 yaşında iken yerel yayınevi Jarrolds'a sattı. Günümüzde roman çocuk edebiyatı klasiklerinden biri olarak kabul edilse de, Anna Sewell bu romanı atlarla çalışanlar için yazmıştı. Romanını "atların refahı ile aynı zamanda şefkat, sevgi ve saygının insan tedavisindeki önemi" diye açıkladı.

Anna Sewell'in Old Catton'daki evi

Kitabı yayınlandıktan beş ay sonra 25 Nisan 1878 tarihinde hepatit veya veremden öldü. Ancak bu kısa sürede kitabın yayınlanmasından sonraki ilk başarısını görebildi. 30 Nisan 1878'de Buxton, Norfolk'ın yakınlarında Lammas'da gömüldü.

Yazar istatistikleri

  • 34 okur beğendi.
  • 2.174 okur okudu.
  • 44 okur okuyor.
  • 640 okur okuyacak.
  • 19 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları