Ama biz neden Buda'yı ya da İsa'yı takip ederiz... Neden? Açgözlülüğümüz yüzünden. Buda'nın gözlerine bakarız; onlar o kadar huzurludur ki içimizde bir açgözlülük doğar, buna erişme arzusu doğar. Buda öylesine mutludur... Her an esriklik içindedir. Buda gibi olma arzusu doğar. Biz de bu tür durumlar arzularız.
Sebep sensin ve dünya yalnızca bir ayna. Ama sebebi başka yerde aramak her zaman teselli verir. O zaman asla suçlu hissetmezsin, asla kendi kendini kınamazsın. Hep işaret edip, sebep burada, diyebilirsin ve bu sebep değişmezse, "Ben nasıl değişebilirim?" dersin. Ona kaçabilirsin; hilesi budur. Bu yüzden zihin hep sebepleri başka yere yansıtıp durur. Kadın kocası yüzünden rahatsız olur; anne çocukları yüzünden rahatsız olur; çocuklar baba yüzünden rahatsız olur. Herkes başka biri
yüzünden rahatsız olur ve herkes hep sebebin dışarıda olduğunu düşünür.
en baştan itibaren oradaydı, eğer bir başlangıç varsa. Ve sonuna dek orada olacak, eğer bir son olacaksa. O ezelden beri aynıydı, bu yüzden nasıl farkına varabilirsin ki...
İsa bir yerlerde, "Yargılama ki yargılanmayasın!" demiştir.
Yahudilerin bunu anlaması imkânsızdır, çünkü tüm Yahudi düşüncesi ahlak yönelimlidir: "Bu iyi, bu iyi değil." İsa "Yargılama!" öğretisinde, Tantra terimleri ile konuşur. Eğer öldürülmüşse, çarmıha gerilmişse, bunun yüzündendir. Onun bir Tantra yaklaşımı vardı: "Yargılama!"