Erlik günü geldiğinde
Yigitlere şan görünür.
Yığın yığın harcanmaya
Nice yüz bin can görünür.
Kopunca bir büyük savaş
Er tez gider, korkak yavaş.
Yüreksize akçayla aş,
Erlere meydan görünür.
Bir gün olur yılda, ayda
Birleşiriz hep Altay’da.
Güz ayında, kurultayda
Başı börklü han görünür.
Atsız der ki: Ne var canda?
Yatarız taze çimende.
Rus’un adı her geçende
Gözlerime kan görünür.
H.Nihal Atsız
Yaşamak ne ki zül içinde? Yaşamak yiğitçesine oldu mu anlamlı. Yaşamak ideallerle yükselir. Sıradanlık sıradan insanların işidir. Abdullah sıradan bir kişi değildir.
Kür Şad, ölmüş Çinli yığınları üzerinde tek başına Çin Kağanlığına karşı vuruşuyordu. Yalın kılıçtı. Börkü düşmüş, kaftanı parça parça olmuştu. Göğsü açıktı. Göğsünden, alnından yanaklarından, boynundan kan sızıyor; fakat o yine vuruşuyor, dövüşüyor, çarpışıyordu.
O şimdi yarı Tanrı gibi bir şeydi. Ölümü de başka türlü olmalıydı. Kırk kahraman birer birer düştükten sonra o hala ayakta idi. Uzun saçları omuzlarında uçuşuyor, gözleri kıvılcımlar saçıyor, kolu yıldırım hızıyla kalkıp iniyor, her inişte bir Çinli'yi deviriyordu...
sonra aramıza şehirler, ülkeler belki dünyalar girecek,hiç karşılaşmayacağız.
kader ağlarını örmeyecek bizi bir araya getirmek için.
sonra belki birimiz öleceğiz,
diğerimiz bunu hiç bilmeyecek....