Yas uğraşı dört süreçten oluşur,
bunlar:
1. Simgesel ölüm
2. Çerçevenin uygulanması
3. Ölüyü öldürmenin gerekliliği
4. Nesnenin kurulması ve kaybettiğimiz kişinin gözünde olduğumuz şeyden vazgeçmek
SİMGESEL
Simgeseli simgesel yapan, gösteren ile gösterilen arasında sabit bir ilişkinin yokluğudur. Bu simgesel ilişkiler ölenin kayba uğrayanda keyfi olarak düzenlenmiş, kültürel olarak kurulmuş bağlantılarıyla ilgilidir. Ve öyle görünüyor ki “biyolojik ölüm simgesel ölümden önce değil, sonra geliyor”(sy. 112) gibidir. Bir kişiyi gömme ve uğurlama ritüelleri bu simgesel ölüme işaret ediyor gibir. Öleni tekrar tekrar hatırlamak, onun zihnimizde işgal ettiği simgesel yeri düzenlemek ve onu ölüme uğurlamak anlamına gelecektir.
ÇERÇEVE
Freud’a göre yas kişinin nesneye yaptığı libidinal yatırımların geri çekilmesi, ve anlamlandırılarak işlenmesi sürecinden oluşur. Bu sayede nesnenin kişide oluşturduğu temsillerin tüketilmesi söylenmek istenir. Ben en sonunda gerçeklik ilkesine boyun eğmek zorunda bırakılır. Peki ama bu süreç ne zaman sona erer? Leader’a göre bu süreçte çerçeve motifi devreye girer: Çerçeve uzamı böler. Doğa kendi içinde bir manzara resmi sunmaz, biz kültür aracılığıyla bir manzara resmi görmeyi öğreniriz. Bir şey çerçeveye alındığı anda artık “koşullanmış bir şey” olur ve artık “yapay” olduğuna dikkat ederiz. Çerçeve bize bir şeyi gerçeklikten alıp artık bir temsiller düzlemine sokmamızda yardımcı olur. Franz Kaltenbeck “kayıp nesnenin tüm temsillerinin bir küme oluşturacak şekilde bir araya getirilmesi gerektiğini öne sürer: temsiller olmanın ötesine, başka bir boyuta geçmeleri gerekmektedir”(sy. 98) der. Yani artık temsiller olarak temsil edilmeleri gerekmektedir.
ÖLÜYÜ ÖLDÜRMENİN GEREKLİLİĞİ
Birisi öldüğünde onun yanındayken o hala ölmemiş gibi