Ayşe

Salt bedenselmiş gibi görünen doğum travmasının bütün insanlığın gelişimi açısından muazzam ruhsal sonuçlarını analiz deneyimlerine dayanarak tasarlamayı deniyoruz ilk kez. Bu travmada ruhsal olanın nihai ve somut biyolojik esasını buluyoruz ve böylece bilinçdışının temeline ve çekirdeğine ulaşmış oluyoruz.
Reklam
Normal olarak her çocuğun kaygıları vardır ve bir bakıma ortalama sağlıklı bir yetişkinin konumundan bakarak çocukluğu bireyin normal nevrozu saymak yanlış olmaz. Sadece çocuksu kalmış olan ya da öyle kaldıkları söylenen-nevrotik kişilerde bu durum ileri yaşlarda da devam eder.
"Bir insan hassas diye -illa ki deli olacak diye bir şey yok. Önemsiz şeylerle yaşayan ve sert bir söz yüzünden ölebilecek insanlar var." (Sult, 1966)
Psikanalitik tarzda düşünmeyi öğrenmiş olanlar, bastırılmış şeylerin içlerinde hep gizli bir özlem barındırdığını bilir: Bir zamanlar içinden çıkarılıp atıldığı bir ışığa, bilincin ışığına dönebilme özlemi...
Eski bir efsaneye göre Kral Midas çok uzun bir süre Dionysos'un refakatçisi bilge Silen'i ormanda kovalamış ama bir türlü yakalayamamış. Sonunda ele geçir-meyi başarınca da sormuş ona, insan için en iyi, en yeğlenecek şey nedir diye. Hiç kımıldamadan susup durmuş cin öylece. Sonunda kralın zorlamasıyla konuşmuş, keskin kahkahalar koyvererek: "Zavallı günübirlikçi canlılar, tesadüfün ve zahmetin çocukları! Nediye zorlarsın beni, hiç duymamanın en yararlı olduğu şeyi söylemeye? Senin için en iyisi, hiç ulaşamayacağın bir şey: hiç doğmamış olmak, var olmamak, hiçlik olmak. Zaten ikinci iyi şey de bir an önce ölüp gitmek." Nietzsche
Reklam