Huzursuzluk, içimdeki huzuru paramparça etti. İşte bende bıraktığı etkiyi ancak böyle ifade edebilirdim. Neler yaptın böyle darmadağın ettin beni. Bir kitap ancak bu kadar etkileyebilir insanı. Kendime gelemiyorum ezidilerin çektiği acılar heran gözlerimin önüne geliyor, Mezopotamya daki bitmek bilmeyen savaş, durmak bilmeyen kan biran olsun aklımdan çıkmıyor. Belki de Mezopotamya denilen yerde savaşın tam içinde doğup büyüdüğümden yazarın anlattıklarını daha iyi kavrıyorum anlıyorum. İnsanlar tarih boyunca ne kadar da gereksiz yere birbirlerini katledip durdular öyle bu kitapta zülfü livaneli bunu çok güzel, akıcı bir şekilde dile getirmiş. Belli ki onun da çektiği acılar varmış yoksa insan bu kadar içten anlatamaz böyle hisleri.
İnsanlar tarih boyunca dinleri ve inançları yüzünden hep birbirini öldürüp durdu günümüzde de bu devam ediyor. Bir kadın, çocuk sırf ezidi olduğu için tecavüze uğruyor, öldürülüyor. Neden çünkü başka bir dine inanıyor. Birini öldürdükten sonra Müslüman olmuşsun, hıristiyan olmuşsun, ezidi olmuşsun veya başka bir inanca sahipsin ne fark eder ki.
Kitaba gelecek olursak Mardinli Hüseyin ve Êzidi Meleknazın hikayesini anlatıyor. Kitabın çok da içeriğinden bahsetmeden şunları söylüyim; Işid'in zulmene uğramış Meleknazın çaresizliğini gören Hüseyinin onun için uğrunda canını vermesi gerekse de bundan ona yardım etmekten vazgeçmeyen acıklı bir hikaye mutlaka okunması gereken bir kitap...