Dudaklarında memnuniyet dolu bir gülümseme vardı , masanın üstünde her zamanki boş bardak . Boştu, ama içinde hayali bir gül vardı , öğretmenim öyle demişti .
“ Yapma ama bazen benim de hayal kurmaya hakkım var .”
“ İyi de hayalinde bana yer vermedin ki .”
Keyifle gülümsedi.
“ Ben bütün hayallerimde sana yer veriyorum , Portuga.”
“ Daha anlatsana ,” dedim.
“ Hoşuna mı gitti ?”
“ Hem de çok . Seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre boyunca hiç durmadan laflamak isterdim. “
“ Benzinimiz yete mi ki ?”
“ Yalancıktan doldursak yeter. “