“Kahvehaneler, heterojen müşteri topluluklarıyla, hiyerarşik saygıyı geçici olarak ortadan kaldırdıkları için toplumda hoş karşılanmayan yakınlıklar sorunu ortaya çıkıyordu. Peçevi’nin de yazdığı gibi, insanların birbirinden uzak durmasının güç olduğu alanlara dönüşmüştü kahvehaneler. Üst düzey bir memur, işsiz güçsüz bir adamla, din adamı, riyakâr bir mistikle yanyana oturuyordu. ‘İşler öyle bir noktaya vardı ki’ diyor Peçevi, ‘kahvehaneler kadılarla, medrese hocalarıyla ve aylaklarla doldu, ne oturacak ne de ayakta duracak bir yer kaldı’.”