Olayı dramatize etmeyelim gerçekleri konuşalım !
Hatay Antakya'ya vardığımız ilk günde sadece görüş hizasında yıkılan yaklaşık 50 binada çalışan AFAD yardım ekip sayısı ikiydi.Şehir yerle bir olmuş durumda enkaz çoktu kurtaran neredeyse yoktu. İnsanlar kazma kürek kendi çabalarıyla emek sarf ederek bir şeyler yapmaya çalışıyordu. İkinci gün ise AFAD ekiplerinden daha çok asker ,polis ve sivil insanlar yığıldı oraya ama ne yazık ki onlar da beklentilerin altında kaldı çünkü gelen siviller tedbir almadan gelmişti dolayısıyla depremzedelerden bir farkları kalmamıştı. Korkunç bir tablo vardı ortada , siviller çalışma ekiplerini izlemeye , polis ve askerler onları denetlemeye ve göçük altında kalan insanlarda kurtarılmak için beklemeye geçmişti.Üçüncü gün ise giyilebilir ve yiyilebilir enerji şehri boğmaya başladı .Bu ülkenin ve insanlar arası dayanışma gücünün müthiş bir göstergesiydi ancak unuttukları birsey vardı. Şehirde insanlar kalmamıştı artık kurtulanlar kaçmıştı , kalanlar ise enkaza yakalanmıştı.Bu enerjilerin büyük çoğunluğunu yerli halk değilde çalışanlar tüketmeye başlamıştı. Bu sebeple üzülerek belirtmek isterim ki iktidarın özene bezene süsleyerek aynı zamanda avazı çıktığı kadar bağırarak insanlara duyurmuş olduğu deprem eylem planı ne yazık ki sınıfta kalmıştı.