"Sizler Batı’da, bizler buralarda çok barış lafı ederiz. Barış toplantıları, barış dernekleri, barış girişimleri… Herkesin kendi barışı vardır ve herkes karşısındakinin teslim olmasını anlar barıştan. Çünkü barışı sadece askeri-siyasal boyutuyla kavrarız. İnsan ve vicdan boyutuyla unuturuz.”
“İnsan ve vicdan boyutu soyut bir kavram da ondan.”
“Yanılıyorsunuz. İnsandan ve vicdandan daha somut ne olabilir! Ama barışı göze alabilmek için bedel ödemek gerek. Kimse gerçek bedeli ödemeye hazır değil. Bazen bedel ölüm kadar ağır olabilir, bazen teslimiyet sayılır. Savaş hali, bir yaşam biçimine, vazgeçilmesi güç bir alışkanlığa dönüşür savaşanlar için. Sanki başka türlüsü olamazmış gibi gelir insana. "