Bu kitap resmen hacı kolonyası kokuyor. X kuşağı bir insan olsaydı bu kesinlikle sen olurdun. (Tabiî kendisi daha eskilerde yaşayan bir dedemiz.) Açıkçası kitabın kapağı ve ismi beni cezbetti. Sonuç hayal kırıklığı. Hala bu görüşleri savunan çok insan var. 1800'lerden bugüne değişen pek bir şey olmamış. Divân Edebiyatı döneminde yaşasa kim bilir nasıl linç edilirdi. Fuzulî, Bakî, Nedim ve daha niceleri tarafından türlü türlü beyitlere konu olurdun.
Peki yazarın savunduğu görüşler nedir?
Aşk diye bir şeyin yok olduğunu savunuyor. Bütün bu aşk hikâyeleri yalan mıydı yani? Leyla ile Mecnun da mı? Yusuf ile Züleyha?
Yani dedemize göre bütün bunlar cinsel iç güdüden kaynaklanmaktadır. Gelecek nesli oluşturabilmek için içgüdümüzün bizi kandırıp bütün bunların bizim idaremizle var olduğunu sandığımız birer oyunuymuş meğer! Üzgünüm ama sana kötü bir haberim var Arthur Dede! Kadınlar artık kendi kemik iliğinden de üreyebilecek. Yani gelecekte bir yerde erkeklere de ihtiyaç kalmayacak senin mantığına göre. Ayrıca Z kuşağı diğer kuşaklara göre daha az bebek yapma isteğinde. Belki 1800'lerde yazılan bu kitabı bu şekilde değerlendirmek yanlış olsa da kitaptaki çoğu görüşlerinin hâlâ var olduğu da yadsınamaz bir gerçek. Sakin ol, herkes çocuk yapmak istemiyor. Kadınlar akademide, yönetimde, girişimcilikte daha çok ön planda olmak istiyor ve bu yüzdelik dilim belki şuan az da olsa gelecekte artacak. Çocuk yapmak belki de çok ilkel bir durum olacak.
Kitapta iki zıt kutubun birbiri ile uyumundan bahsetmiş. Eh, burada haklı. Çok sakin babalarımıza karşılık panik atan annelerimiz bunun ispatı bence. Ayrıca her bireyin yoksun olduğu yetkinlikleri tercih edeceği bireyde arayacağını söylüyor. Eh, hadi burada da haklılık payı olabilir ama hiçbir konuda, olayda tecavüzü haklı gösteremezsin.