"Olur da aklına düşerse hayata dair bir şüphe," dedi gözlerimin içine bakarak beni buna ikna etmek ister gibiydi. "Kurtarmak istediğin kelebekten utan."
"Üzgün şarkılar dinlersen," diye mırıldandı uykuya dalmak üzereyken. "Daha çok üzülürsün. Dinleme." Sonlara doğru iyice birbirine karışmıştı kelimeleri ama anlamıştım ne dediğini. Uyuyakaldı. O uyurken onu izledim sessizce. Dinlediklerin değil Arya, dinlerken düşündüklerin üzer seni.
"Nereye?" diye sordum merakla.
"Hastaneye," dedi gözlerini bana çevirip ardından sağ kaşıma bakarak.
"Pansuman yaptıralım. Acımıyor mu?"
"Acıyor," diye mırıldandım.
"Niye eve gidiyorsun o zaman?"
Omuz silktim mutsuz bir ifadeyle. "İnsan eve giderse acıları geçermiş gibi geliyor."
İnsanın kendiyle baş başa kalması demek, düşüncelerinden ona en yakın kişi kadar uzağa kaçabilmesi demek. Ve bazen insanlar yanınızda olsa dahi kolunuz uzanmaz onlara. Yetişemez, ulaşamazsınız. Yalnızlık işte böyle bir şey.