“Çünkü hiç sormazsan cevabın hep hayır olacak. Reddedilmek pişman olmaktan iyidir. Reddedilmeyle yaşamayı öğrenebilirsin ama pişmanlık hayatının sonuna kadar peşini bırakmaz.”
Dolor Üniversitesi psikolojisi bozuk, dengesiz ve tehlikeli kişileri terapi ve derslerle düzeltmeye çalışan bir ıslahevi. Buraya gelen insanlar burada iyileşip eğitim alırlarsa normal hayatlarına devam ediyor ama düzelmezlerse ve çevreye zarar verirlerse hapse veya psikiyatri servisine gönderiliyor.
Mia, 8 yaşında dayısının kendisini 1 yıl boyunca taciz etmesinden sonra hiçbir duyguyu hissetmemeye başlıyor. 1 yıl boyunca her gece annesinin ve babasının kendisini kurtarması için sabırla bekliyor ama kimse onun sesini duymuyor. 365. Gün dayısı herkes uyuduktan sonra Mia’nın yatağına geldiğinde Mia dayısını silahla vuruyor.
Bu travma sonucu 8 yaşından itibaren beyninde sanki bir düğme varmış ve ona basmış gibi üzüntü mutluluk veya sinir hiçbir duygu hissetmiyor. Annesi intihar ettiğinde bile tek damla göz yaşı dökmüyor.
Büyüdüğünde intihar girişimleri, babasına ve üvey annesine zarar verme girişimleri sonucu kendisini Dolor Üniversitesinde buluyor.
Burada Oliver yani Ollie ile tanışıyor. Ollie’nin sıkıntısı da duyguları aşırı hissetmesi. Mutluluğu, üzüntüyü, siniri her şeyi çok fazla hissederek aşırı tepki gösterebiliyor. Aşırı duygu hissetmesini önleyecek hapları içmeyi reddediyor. Dolor’da olmasının tek sebebi abisinin yaptığı suçları Ollie’nin üstüne atması.
Mia ve Ollie birbirlerini gördükleri andan itibaren birbirlerinden etkileniyorlar.
Dolor’da geceleri kapılar kilitlenmesine rağmen Mia’nın da dahil olduğu arkadaş grubuyla her gece Ollie’nin odasında buluşarak içiyorlar ve saçma sapan oyunlar oynuyorlar.
Mia süreç boyunca bir sürü yanlış kararlar veriyor. Buna rağmen Ollie (benim green forest’im) Mia’yı sevmeyi hiç bırakmıyor. Ama Mia’nın verdiği yanlış kararlar sonucunda her şey kötüye gidiyor. En büyük yanlış kararı da Oscar ile cinsel ilişkiye girmesi.