Evet King of Sin’in 4. Kitabı.
Bu kitapta Sloane ile Xavier’i okuduk. Benim favorim hala 1. Ve 3. Kitap. Bu kitapta çok yoğun duygular göremedim açıkçası. Kitabın başından beri karakterler zaten birbirlerine çekiliyorlardı. Diğer kitaplara göre bana biraz sıkıcı geldi bu sefer.
Konuya gelirsek:
Xavier Castillo keyfine düşkün, umursamaz ve zengin ana karakterimiz. Babası aile işinin varisi olarak işi devralmasını istese de Xavier bunu reddediyor. Geçmişte evlerinin yanması sonucu annesini kaybetmesiyle babası Xavier’ı suçladığından babasıyla arası bozuk.
Sloane Kensington da ünlü ve zengin kişilerin halkla ilişkiler uzmanı. Kitapta Ana Huang’ın diğer kitaplarındaki karakterlerinin de halkla ilişkiler uzmanı olduğunun göndermesi yapılıyor.
Xavier, babası öldükten sonra 30. Yaş gününe kadar CEO olması şartıyla 7,9 milyar dolarlık mirası alabileceğini öğrenir. Aynı zamanda CEO olduğunda 5 kişilik komitenin onayını da alması gerekiyor. Bu komitede birinci kitaptaki Dante (aşk adam:)) ve Sloane de var.
Sloane ile kurdukları planla Xavier 6 ayda en baştan kuracağı gece klübünün CEO’su olur.
Sloane’nin buzlar kraliçesi ve hep ciddi olmasını beğendim. Diğer karakterlere göre Sloane duygularını çok belli eden biri değil. Eski nişanlısının kendisini kardeşiyle aldatmasından dolayı Xaiver’a tam güvenememesi gayet normaldi.
Kitap boyunca genel olarak beğenmediklerim kitabın gereksiz uzun olması. Bazı yerler çok uzatılmıştı okurken sıkıldım.
Ayrıca pek fazla olayda yoktu. En başta da dediğim gibi karakterler arasında zaten bir çekim vardı sadece yakınlaşmalarını okuduk. Ben biraz daha çekişmeli beklemiştim.
5. Kitabı çok merak ediyorum. Bu kitapta iki de bir geçen Gods of the Game serisini de çok merak ettim.
(çevrThe Striker)
İyi okumalar.
Tiktok’ta görüp aşırı övüldüğü için okudum. Kitabın baştan sona yabancı okurların abartması olduğunu düşünüyorum. Konu olarak çok klişeydi. Kitabında başını okurken sonunda ne olacağını rahatlıkla tahmin ediyorsunuz.
Kitap enemies to lovers konulu olarak geçse de ve Liz, Wes’i kitabın başında “kötü çocuk” olarak adlandırsa da Wes’in tamamen iyi bir karakter olduğunu düşünüyorum. Bence kitap daha çok Friends to Lovers tarzında.
Liz, küçüklüğünden beri annesiyle romantik komedi filmleri izleyerek büyümüş ve zamanı geldiğinde doğru adamı bulacağına inanan bir kız.
Annesi öldüğünde romantik filmelere olan ilgisi daha artıyor.
Wes ise Liz’e küçüklüğünden beri sataşan ve onu sinir etmeye çalışan ana erkek karakterimiz.
Mezuniyet balosunun yaklaştığı zamanda okula Liz’in küçüklüğünden beri aşık olduğu Michael Young geliyor. Liz, Michael’ı elde etmek için Wes’le anlaşma yapıyor. Ama kitabın sonunda doğru erkeğin Wes olduğunu anlıyor.
Bana doğru gelmeyen kısım Wes’in Liz’e küçüklüğünden beri aşık olmasına rağmen Mezuniyet balosunda Liz’i tamamen görmezden gelerek Alex’le dans etmesi hatta Liz ile buluştukları gizli bölgeye Alex’i sorgulamadan rahatça götürmesi. Burası oldukça gereksiz bir kısım ve kitabı uzatmak için olduğu belli.
Bunun dışında kitap güzeldi ama oldukça sade ve entrikasız bir kitap olduğu için abartılacak kadar mükemmel değildi.