“Partiye gideceğiz ve Knight muhteşem Luna’yı görüp o İngilizce aşüfteyi terk edecek.”
“Hiç hoş değil.” Diye belirttim.
“Yüce Marx, hoş olmasını istediğimi kim söyledi?” Daria bana dehşete düşmüş gibi baktı. “Ne vasat bir hayat şekli.”
Kitapta sevmediğim, saçma bulduğum, karmakarışık bir sürü şey var. İlk kitapta olduğu gibi yine dram dolu bir kitap. Yanlış anlaşılmalar, yalan söylemeler, seni hep sevdim ama başkasıyla oldumlar, seni korumaya çalışıyorumlar…bir sürü şey var.
Konuya gelelim.
Luna Rexroth, 4 yaşındayken annesinin aileyi terk etmesi sonucu bir travma geçirdiği için seçiçi dilsiz. Etrafındaki kimseyle konuşmuyor. Ailesi ve küçüklüğünden beri arkadaşı olan Knight ile el işaretleriyle ya da yazarak anlaşıyor. Hatta etraftaki çoğu kişi onu gerçekten dilsiz sanıyor.
Knight’la daha bez takalarken bile arkadaşlar. Demek istediğim çok samimiler. Küçüklüklerinden beri Luna diğerleri tarafından saf, masum, utangaç diye adlandırılır ve zorbalanırken Knight bizim kızı hep koruyor. İkisi de kardeş gibiler.
Knight Cole’ a gelirsek.. Cole ailesi tarafından evlatlık alınmış. Ama ailesi onu gerçek bir Cole gibi seviyorlar. Annesi ciğerlerinden hasta ve ölüm döşeğinde.
Şimdi gelelim Knight ile Luna’nın ilişkisine. Knight, Luna’ya aşık. Bunu kitabın başında öğreniyoruz. Daha çok küçükken Knight, Luna’yı öpmeye çalışıyor ama bizim aşağılık kompleksi kızımız Luna, Knight’ı hak etmediğini ve kendisinin kalbini kıracağından korkutucu için reddetmiş.
Knight reddedilmesine rağmen lise sona kadar hiçbir kızla cinsellik yapmamış. Ama gelgelelim saçmalığa..hazır mısınız? Okuldaki insanlar Luna ile kendisini cinsel ilişkiye girmedikleri için zorbalamasınlar Luna’nın üstüne gelmesinler diye Knight okuldaki tüm kızlarla sevişiyormuş gibi dedikodular çıkartmış. Kızları odaya götürmüş sonrada öpüp “güle güle” diye yollamış.
Saçmalığı gördünüz mü? Tabii okuldaki tüm kızlar ben Knight ile oldum, yattık diye bir sürü dedikodu çıkarmış. Bizim zavallı Luna’da diğer herkes gibi bu dedikodulara kanmış.
Knight