“Diyelim ki öldün -umarım asla ölmezsin- ve sana seçme şansı verildi; yeryüzüne dönmek için, ne bileyim, bir yunus mu olmak isterdin yoksa ebediyete kadar bulutların üstünde kaykılıp yatmak mı?”
“Hem zaten hayal kırıklığına da o kadar yabancı sayılmazdı; ne de olsa onu bir yere götüreceğine, onunla oyun oynayacağına, ona bir şeyler alacağına sonsuz - sonsuz - sonsuz! kereler söz verip de tam o zaman geldiğinde hepsini unutan bir babanın kızıydı.”
“Size de bazen sanki sabah uyandığınız bildik bir dünya ve bir de onun sağında ya da solunda, bir türlü ulaşamadığınız, içinde bir türlü tarif edemeyeceğiniz veya tam olarak tanımlayamayacağınız ilginç şeyler yaşanan (kimisi harika, kimisi ürkütücü) bir başka dünya varmış gibi geliyor mu?”