BayanS

BayanS
@SuRe32
Acemi Okuyucu
Lisans
Kayseri
3 Mart 1993
27 okur puanı
Ekim 2024 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Bazen insanların yıllar sonra geri dönmesini aşk sanıyorlar. Ben artık öyle düşünmüyorum. Bir insanın ara ara ortaya çıkması, merak etmesi ya da mesaj atması onun emek verdiği anlamına gelmiyor. Benim için aşk; zor zamanlarda yanında olmak, istikrarlı olmak, sözünün arkasında durmak ve gerçekten hayatında yer açmaktır. Yıllar önce yollarımız ayrıldı. Sonra hayat defalarca bizi aynı noktaya getirdi. Gitti, geri geldi. Kayboldu, tekrar ortaya çıktı. Ama her dönüşünde aynı şeyi gördüm: geri dönmek vardı, kalmak yoktu. Benim için kırılma noktası da buydu. Çünkü insan sevdiğini iddia edebilir, özlediğini söyleyebilir, yıllar sonra yeniden yazabilir. Ama önemli olan bunları söylemek değil, davranışlarıyla gösterebilmektir. Zaman içinde şunu fark ettim: Bana geri dönen insanlar, bıraktıkları kişiye geri dönmüyorlar. Çünkü ben aynı yerde beklemiyorum. Yaşıyorum, değişiyorum, büyüyorum. O yüzden yıllar sonra gelen bir mesaj bende artık heyecan uyandırmıyor. Sadece geçmişten gelen tanıdık bir döngü gibi görünüyor. Belki bazıları gerçekten pişman oluyor, belki bazıları merak ediyor, belki yalnız hissediyorlar. Sebeplerinin ne olduğu artık çok da önemli değil. Çünkü ben artık birinin gidip hayatını yaşadıktan sonra dönüp yoklayacağı kişi olmak istemiyorum. Ben yedekte bekleyen bir ihtimal değilim. Bir gün aklına geldiğinde ulaşılacak bir adres de değilim. Belki eskiden bir şeyler hissederdim. Belki bir açıklama beklerdim. Ama bugün hissettiğim şey ne öfke ne de özlem. Sadece netlik. Çünkü artık biliyorum ki benim aradığım şey, ara ara geri dönen biri değil; geldiğinde kalan, değer verdiğinde hissettiren ve emek vermekten kaçmayan biri.
Reklam
Neyi bekliyordum ya da kimi...
Sahra
Uzun süre başkalarına yol oldum. Bunu fark ettiğimde kendi yolum çoktan sessizleşmişti. İnsanlara yön göstermek kolaydı; zor olan, nereye gittiğimi sormaktı. Ben çoğu zaman sormadım. Çünkü durursam dağılacağımı sandım. Şimdi geriye bakınca anlıyorum: Dağılmak değilmiş korktuğum, ilk kez kendimle baş başa kalmakmış. Ben ne zaman bu kadar doldum, ne zaman bu kadar taştım bilmiyorum. Mutlu muyum, mutsuz muyum; unutulmuş muyum, geçmişimden gurur duyuyor muyum… Bunlar hep kafamın içinde dönen sorular. O kadar geçmişin pişmanlıklarıyla ve geleceğin kaygılarıyla kuşatıldım ki, şimdinin mutluluğunu da kederini de yaşayamaz oldum. Yaşanacak her anın içinde mutlaka bir “öncesi” ve bir “sonrası” vardı. Bunu aşabildiğim gün mutlu olacağımı düşündüm hep. Ama nasıl aşacağımı hiç bulamadım. Bir insan hayatını anlatmaya nereden başlamalı? Sondan mı? Yoksa ana rahmine düştüğü ilk andan mı? Bölüm bölüm mü anlatmalı kendini, yoksa tek bir yerden mi? Ben şu an kitabın ortasından konuşuyorum. Çünkü geçmişim karışık, geleceğim belirsiz. Şu an otuz iki yaşındayım. Bir iki ay sonra otuz üç olacağım. On yıl önce hayata bambaşka gözlüklerle bakan, başka planları olan, pes etmeyen bir kız vardı. Arkadaşlarıyla konuşurken “Elbet ayakta kalırım, dimdik dururum” derdi. Hayat o kızı yerlerde süründürdü, yıprattı, ağlattı ve tekrar ayağa kaldırdı. Şimdi o günler için üzülmeli miyim, şükür mü etmeliyim, yoksa bugün ortaya çıkan kadının sebebi ve suçlusu olarak mı görmeliyim, bilmiyorum. Ben Sahra’yım. Çölün gündüzü gibi sıcak ve kavurucu, gecesi gibi soğuk ve dondurucu. İki yüzümle de karşılaşabilirsiniz; bu, sizi hayatımda nereye koyduğuma bağlı. Ben Sahra: yalnız, bağımsız, sessiz ve sınırsız. Tıpkı adım gibi mücadeleci ve kararlı. Böyle doğdum, böyle yaşadım. Belki de böyle öleceğim.
“Ben artık başkalarını değil, kendimi de seçeceğim.”