Acaba insan kendisinin hayatını değiştirirken başkalarının hayatına da hükmedebilir miydi? Ya da kendi hayatını, başkalarının hayatını değiştirme yoluyla değiştirebilir miydi?
Kitabın bir başka yerinde de şöyle diyordu Campbell: Dışımızdaki değerlerin koyduğu amaçlara ulaşmak için çabalıyoruz ama bu arada içimizdeki değerleri unutuyoruz; hayatımızdaki kopukluk buradan gelmekte.
Bir kitap düşünün onca zaman niye okumamışım dedirten cinsten. Her kelimesi, her cümlesi bu kadar mı cok anlamlı olur? Ve yine bir Zülfü Livaneli romanı...
Bu okuduğum livanelinin 5.ci kitabı ve iyi ki livaneli okumuşum. O kadar güzel, sade, anlaşılabilir bir dille yazılmış ki yeri geldi kendimi kitaptaki kahramanlar gibi yaşadım yeri geldi kendi duygularımı yaşayıp, kendimle konuştum. Evet kitabın yarısına gelince bu kadar mıydı diye tepkisiz kaldım ama devamını okuyunca o kadar sardı ki acaba şimdi ne olucak diye sabırsızlıkla bekledim hatta ve hatta şurayı da şu kısmı da okuyayım öyle yatayım dediğimi hatırlıyorum. Çok güzeldin be Serenad...
Kitap bittikten sonrada etkisinden çıkamadım, şok oldum, sarsıldım. Sonrasında da internetten Serenad kitabı hakkında gerçek mi acaba diye araştırdım Struma olayını, Maximillian Wagneri, Nadia Katharina Wagneri, Serenade für Nadia...
Teşekkürler Livaneli...
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2015164,1bin okunma
Hayatımda mutlu günlerim olmuştu elbette, ama mesele sadece mutluluk değildi. Önemli olan yaşadığını, hayatın bir anlamı, bir değeri olduğunu hissetmekti.
"Burası öyle bir ülke ki, en büyük skandallar bile bir haftada unutulup gidiyor. Emin ol, kimse hatırlamayacak bile."
...
"Buna gelene kadar ne haksızlıklar oluyor bu ülkede. Adam öldürenler serbest bırakılıyor, tecavüz edenler bir iki sene yatıp çıkıyor. Haksızlık mı ararsın! Bu seninki cok küçük bir olay. İnan bana."