Yalnızca "sevmek" yetmez, başka bir canlı için "en iyisini istemek" yetmez; bitkinin, hayvanın, çocuğun, erkeğin veya kadının neye ihtiyacı olduğunu bilmediğim sürece ve "en iyisi" kavramından, kontrol etme isteğimden vazgeçmediğim sürece sevgim yıkıcı olur, ölüm öpücüğüne dönüşür.
Hepimiz duygularını, düşüncelerini ve eylemlerini kontrol etmekte ısrar ettiği için asla kendiliğinden olamayan, asla özgür hissedemeyen bir insan tanırız.
Yaşamın kontrolsüzce ve öngörülemez bir şekilde değil, yapısal bir kalıba göre büyüdüğünü söylemek -geniş anlam-da- canlı bir varlığın bireysel yönlerinin öngörülebilir olduğu anlamına gelmez. Bu, yaşamın en büyük çelişkilerinden biridir. Öngörülebilirdir, ama değildir.
Bir elma ağacı hiçbir zaman bir kiraz ağacına dönüşemez; her bir ağaç kendi yapısal yeteneğine ve yaşadığı ortama bağlı olarak daha güzel ya da daha çirkin bir ağaca dönüşebilir. Nem ve güneş, bir bitki
için bir nimet olabilirken, bir başka bitki için bir lanet olabilir. Bu durum insan için de geçerlidir, ancak ne yazık ki çoğu ebeveyn ve öğretmen, insanları iyi bir bahçıvanın bitkileri tanıdığı kadar iyi tanımamaktadır.