Hiç görmediği babasını arayan garson Hope ve aşçı olan teyzesi Addie, sahtekar ortaklarından sonra herşeylerini kaybeder ve bir kasabaya iş için yerleşmek zorunda kalırlar.
İş sahibi G.T Stoop kan kanseri bir adamdır ve hiç olmadık bir şey yapar. Kısa zaman biçilmiş hayatını siyasete atar ve kasabadaki ruhsuzluğu ve yaşayan kişilere karşı yapılan haksızlıkları engellemek ister. Hope patronunun başkan seçilmesi için elinden geleni yapar. Kitapta çok fazla karakter var ve bu bazen anlamayı zorlaştırıyor fakat yinede ben kitabı çok sevdim. Her duyguyu içinde barındırıyor aşkı, sevgiyi umudu, isteyince herşeyin başarılabileceğini. Aşk demişken özellikle cinsellik ve özentilik patlaması yaşayan kitaplar gibi olmaması çok hoşuma gitti. Sürekli ikili ilişkileri konu alan kitapları sevmem ama bu kitap öyle değil herşey tadında. Tavsiye ediyorum keyifli bir kitap.
Albert Camus'un 1957 Nobel Edebiyat Ödüllü eseri. Mersault’un annesinin ölümüyle başlıyor herşey. Daha sonra Cezayirli bir Arap’ı öldürmesi ve İdama mahkum edilmesiyle devam ediyor hikaye.
Mersault'un yabancı olmasının nedeni başka bir yerden gelmiş olması değil. O, toplumdan farklı bir insan olmasıdır. Onlardan farklı düşünür ve hisseder. Onun için hiçbir şeyin pek fazla bir önemi yoktur. Evlenmek veya arkadaş olmak önemi olmayan bir şeydir. Ölümün de bir önemi yoktur. Bir gün zaten öleceği için zamanın, yerin veya nasıl olduğunun da önemi yoktur. Fiziksel hisleri, duygularının önündedir. Yani herkesten farklıdır Mersault.
Tek üzüldüğü an mahkeme salonunda kendisine nedensizce hınç duyulduğu andır. Oysa oradakiler yakınlarıdır.
Kendisinin neden böylesne yabancılaştırıldığına anlam verememiştir. .
Bazı kısımlarda niye bu kadar uzatıldığını düşünsemde aslında yazar karakterimizin insanlardan nasıl yabancılastığını anlattığını anladım. İnsanı düşünceden düşünceye sürükleyen bir kitap karaktere bazen sinir oldum ama sonunda üzüldüm haline.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı diğer kitaplarınıda merak etmeye başladım.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2020137,3bin okunma
Kitabımızdaki kadının kocası kanser hastası ve bu nedenle psikolojisi bozuluyor kocasını kaybetmekten korkuyor ve en sonunda bir doktordan yardım almaya karar veriyor. Doktoru haftada iki kere çağırıyor ve bu randevu günlerinde başından geçenleri kaleme almış yazar.
Kitap güzel başlıyo ilgi çekicide konusu var fakat sonu çok eksik bitiyo sanki. Böyle bir son beklemiyordum. Sonundan dolayı pek sevemedim kitabı ama bazı kısımlarda da güzel psikolojik analizlerde var.
Haftada İki KereChristine Orban · Galata Yayınları · 200913 okunma