Şule Gümüştaş

Şule Gümüştaş
@Sule_chann
Çok kişi görsün diye değil. Bir gün dönüp baktığımda, o gün ne hissettiğimi hatırlayayım diye yazıyorum.
Belki aslında kötümser değilsiniz ama hayatınızdaki insanlarla onlara yakınmak dışında nasıl ilişki kuracağınızı bilmiyorsunuzdur.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
ALAN AÇARKEN KAYBOLMAK
Birini sevmek bazen geri çekilmeyi öğrenmektir.Alan açarsın.Nefes alsın diye susarsın.Zorlanmasın diye cümlelerini yumuşatırsın.Yanlış anlaşılmasın diye duygunu küçültürsün.Ve bir gün fark edersin Sen genişledikçe o rahatlıyor ama sen daralıyorsun.Alan açmak zarif bir şeydir.Karşındakinin yükünü hafifletmek, ruhuna saygı duymak, sınırına çarpmamak…Bunlar sevmenin en olgun hâlidir.Ama sevgi, tek taraflı fedakârlıkla büyümez. Bir kişi sürekli geri çekiliyorsa,diğerinin biraz yaklaşması gerekir.Yoksa denge bozulur.İnsan bazen karşısındakinin zorunu o kadar anlamaya çalışır ki,kendi ihtiyacını ayıp gibi görmeye başlar. “Şimdi netlik istemeyeyim, üstüne gitmiş olurum.”“Biraz daha sabredeyim, zamanı değildir.“Zaten zor bir dönemden geçiyor.”Ve böyle böyle, kendi kalbini ertelemeyi alışkanlık haline getirir.Oysa insanın ihtiyacı olan şey çok basittir: Netlik.Seçilmek.Özel olduğunu bilmek.Bunları istemek yük değildir.Bunları istemek baskı değildir.Bunlar sevginin doğal hakkıdır.Sürekli alan açarsan,bir gün kendine yer kalmaz.Kendi cümlelerini kısarsın.Kendi beklentilerini susturursun.Kendi heyecanını törpülersin.Ve en tehlikelisi şu olur.Karşındaki rahatladıkça sen yorulursun ama bunu bile dile getiremezsin.Çünkü sen “anlayan taraf” olmuşsundur.Oysa sağlıklı bir bağda alan karşılıklıdır.Bir geri çekildiğinde diğeri biraz yaklaşır.Bir sustuğunda diğeri konuşur.Bir yorulduğunda diğeri tutar.Sevgi kendini küçülterek sürdürülemez.Sevgi, iki kişinin de yer kapladığı bir alandır.Ve belki de en büyük olgunluk şudur:Birini anlamaya çalışırken kendini kaybetmemek.Onun zoruna saygı duyarken kendi kalbine ihanet etmemek.Çünkü sevgi,kendinden vazgeçerek değil,kendin olarak kalabildiğinde güzeldir.
Duygu ve Düşünce
Sürekli alan açarsan, bir gün kendine yer kalmaz.
Duygu ve Düşünce
Seni gerçekten isteyen biri, kararsız kalma lüksünü uzun süre kullanmaz.
Duygu ve Düşünce
Uyutmayan bir şeyler...
En nefret ettiğim huyum çabuk inanmam değil aslında.En nefret ettiğim şey, her defasında inanmayı seçmem.Biri gelir.Büyük kırıkların içinden yürüyerek gelir.Adını anınca bile içimde eski sızıların uyandığı biri.Bir özür bırakır avuçlarıma.Ve ben…Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi değil ama sanki yaşanan her şey affedilmeyi bekliyormuş gibi bakarım ona.İnsanlar affetmeyi zayıflık sanıyor.Oysa benimki zayıflık değil.Ben kin tutmayı beceremiyorum.Kalbim uzun süre kapalı kalamıyor.Kilit takmayı bilmiyor.Ama kimse şunu görmüyor:Affetmek unutmak değil.Affetmek, hatırayı içimde sessiz bir yere koyup kendime “taşıma artık” demek. Ben herkese ikinci şansı veriyorum çünkü bir gün bana da verilmesini isterdim.Belki bu yüzden yanılıyorum.Belki bu yüzden aynı yerden defalarca kırılıyorum.Ama yine de her şeye rağmen şuna inanmayı bırakmak istemiyorum,insan değişebilir.Bir özür gerçekten pişmanlıktan doğabilir.Ve kalp, sertleşmeden de güçlenebilir.Benim hatam çabuk affetmek değil.Benim hatam, affederken kendimi unutmak. Şimdi öğreniyorum.Birini affedebilirim ama aynı kapıyı sonuna kadar açmak zorunda değilim.Kalbim yumuşak kalacak.Ama bu sefer yanında sınırları da olacak.
Duygu ve Düşünce