Birini sevmek bazen geri çekilmeyi öğrenmektir.Alan açarsın.Nefes alsın diye susarsın.Zorlanmasın diye cümlelerini yumuşatırsın.Yanlış anlaşılmasın diye duygunu küçültürsün.Ve bir gün fark edersin Sen genişledikçe o rahatlıyor ama sen daralıyorsun.Alan açmak zarif bir şeydir.Karşındakinin yükünü hafifletmek, ruhuna saygı duymak, sınırına çarpmamak…Bunlar sevmenin en olgun hâlidir.Ama sevgi, tek taraflı fedakârlıkla büyümez. Bir kişi sürekli geri çekiliyorsa,diğerinin biraz yaklaşması gerekir.Yoksa denge bozulur.İnsan bazen karşısındakinin zorunu o kadar anlamaya çalışır ki,kendi ihtiyacını ayıp gibi görmeye başlar.
“Şimdi netlik istemeyeyim, üstüne gitmiş olurum.”“Biraz daha sabredeyim, zamanı değildir.“Zaten zor bir dönemden geçiyor.”Ve böyle böyle, kendi kalbini ertelemeyi alışkanlık haline getirir.Oysa insanın ihtiyacı olan şey çok basittir:
Netlik.Seçilmek.Özel olduğunu bilmek.Bunları istemek yük değildir.Bunları istemek baskı değildir.Bunlar sevginin doğal hakkıdır.Sürekli alan açarsan,bir gün kendine yer kalmaz.Kendi cümlelerini kısarsın.Kendi beklentilerini susturursun.Kendi heyecanını törpülersin.Ve en tehlikelisi şu olur.Karşındaki rahatladıkça sen yorulursun ama bunu bile dile getiremezsin.Çünkü sen “anlayan taraf” olmuşsundur.Oysa sağlıklı bir bağda alan karşılıklıdır.Bir geri çekildiğinde diğeri biraz yaklaşır.Bir sustuğunda diğeri konuşur.Bir yorulduğunda diğeri tutar.Sevgi kendini küçülterek sürdürülemez.Sevgi, iki kişinin de yer kapladığı bir alandır.Ve belki de en büyük olgunluk şudur:Birini anlamaya çalışırken kendini kaybetmemek.Onun zoruna saygı duyarken kendi kalbine ihanet etmemek.Çünkü sevgi,kendinden vazgeçerek değil,kendin olarak kalabildiğinde güzeldir.