Meyhâneden sarhoş çıktı bir ihtiyar / seccade omuzda, şarap testisi elde / dedim: ihtiyar! îman var mı gönlünde? / dedi: îman gönülde de gönül değil elde! / lavanta senin olmayan amberden iyidir/demir senin olmayan altından iyidir /hünerini gören düşman elli dosttan iyidir /düşman, ayıp arayan dosttan iyidir /
Kim beni çağırdı: Sohrab!
Tanıdık bir sesti, havanın yaprağı tanıdığı gibi.
Annem uykuda, Menuçehr, pervane; belki de tüm şehir uykuda.
Haziran gecesi, bir ağıt gibi, usulca ve soğuk bir esinti battaniyenin yeşil kenarından uykumu yıkmakta.Ayrılık kokusu var havada;yastığım sığırcık kanatlarının şarkısıyla dolu.Yeniden sabah olacak ve su ile dolu bu kabın üzerine gökyüzü gelecek.Gitmeliyim bu gece ,ben bütün açık pencerelerden bu bölgenin insanları ile konuştum,ama zamana benzer, tek kelime bile duymadım.
Hiç kimse aşk dolu gözlerle toprağa bakmadı.
Hiç kimse bahçenin görünümüne tutkun olmadı.
Hiç kimse bahçedeki küçük kargayı ciddiye almadı Kederliyim; bir bulut gibi.
Gitmeliyim bu gece.Sadece yalnızlık gömleğimin sığacağı valizi alıp gitmeliyim bu gece.Yaşlı çınarların olduğu bir yere gitmeliyim.
Yine birisi beni çağırdı: Sohrab!
Ayakkabılarım nerede?