«Evet albayım! Askerlik sanatı bakımından son büyük eser Plevne savunmasıdır!» demişti.
Albay öfkelenmişti. Onu kıskıvrak yakalamak için mutad taktiği kullanmaktan geri kalmamıştı:
Çanakkale ile Sakarya'yı hatırlamıyor musun?
Çanakkale erlerin, Sakarya subayların zaferidir. Bu muharebelerde kumandanlık sanatının rolü azdır.
Bu ikisi kaybedilseydi ne olurdu, bir lâhza düşündün mü?
Bir lâhzadan daha fazla düşündüm albayım. Çanakkale ile Sakarya'nın askerî sonuçları değil, siyasî neticeleri mühim olmuştur. Plevne'de ise askerî bir netice vardır. Dersimiz harb sanatı olduğuna göre hükümlerimizi askerî zihniyetle vermek doğru olur kanaatındayım!
Ben, ben bütün hayatta kanlara, ıstıraplara, başkalarının aşkına bakmaktan başka ne işe yarar bir adamım? Kendi aşkımı, kendi yaramı sade kendi gözlerim gördü.
Öyle derin derin ağladı ki karşıdaki evliyaların, ölülerin hepsinin gazabını İngilizlerin üzerine tahrik için sabaha kadar namaz kıldı. Elinde tespih, "Allahım, sen küffarı hâk-sâr eyle," diye dua ediyordu.