"Yalnızlığı ne kadar geniş bir alana yayarsan yay, ne kadar uzak bir zamana ertelersen ertele, acısı ve ağırlığı azalmıyor. Çünkü insan, yüreğini göğüskafesinde yapayalnız taşıyor'" diye geçirdi içinden.
Sonra neden sevinçler değil de acılar gidip gidip geçmişten karşılık bulur kendine?
Ve neden insan, ne kadar acı geçerse geçsin, çocukluğunu okşar durur yaşlandıkça?
Geceyi seyrede seyrede öğrendim ki ışık insanın içinde yanmıyorsa yüzüne vurmuyor.