Bir teşekkür yemeğinde tanışan zengin kız fakir oğlan hikayesi gibi görünse de gerçek hayata dair derin anlamlar taşıyan bir kitaptı.Bazı sayfalarında aşırı sıkılsam da sona doğru o kadar güzel ilerledi ki iyi ki okumuşum dedim.
Ruth'a aşık olan Martin okulla o yaşına kadar hiç ilgilenmeyen bir karakter.Ama Ruth üniversite öğrencisi ve Martin'in ailesi arasında çok fazla sosyal sınıf farkı var malesef.Martin bu durumdan çok rahatsız ve bu farkı kapatmak için gecesini gündüzüne katıp sürekli kitap okuyarak kendini geliştirmeye karar verir.Okulla hiç ilgisi olmamasına rağmen yazar olmaya karar verir ve uykusundan bile vazgeçerek gece gündüz sürekli okur ve hikayeler,denemeler,şiirler yazar.
Sonra yazdıklarını yayınevlerine gönderir ve hepsinden gelen ret cevaplarını çok da umursamaz.Yılmadan,pes etmeden,hayallerinden vazgeçmeden sürekli yazar.
Martin yazar olması konusunda hiç kimseden destek göremez ve yalnız kalır. Herkes onun düzenli bir işe girmesi için baskı yapsa da Martin'i kararından vazgeçiremezler.
Martin keşke bu kadar yalnız bırakılmasaydı ailesi destek olsaydı.Keşke Martin de onlara kendilerinin ona davrandığı gibi davransaydı.İnsan ilişkileri zamana durumlara göre nasıl değişir çok güzel anlatılmış kitapta.
Sonu ters köşe yapan kitapları çok sevsem de bu kitabın sonunda mahvolmuş olabilirim. :(
Çok fazla felsefik konulardan bahsettiği için eğer benim gibi okurken sıkılırsan sakın pes etme kitabı okumaya devam et sonunda iyi ki okudum diyeceksin! ve bir de
Hiçbir zaman hayallerinden vazgeçme!
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,9bin okunma
Haritasız ve dümensiz kalmış,gideceği limanı olmayan bir gemiydi.Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek,en azından hareket etmek,hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu;yaşamak.