Helen beni yatıştırmıştı; gelgelelim bana verdiği huzurda anlatılmaz bir hüzün tortusu da vardı. O konuştukça içimi yas bürümüştü, ama bu yasın nedenini bilemiyordum.
Vücutça güçsüz, kırık dökük buluyordum kendimi. Ama en büyük yakıntım sözle anlatılmaz bir ruh perişanlığıydı. Gözlerimden durup durup sessiz yaşlar boşanmasına yol açan bir çöküntü.