"Ben gideceğim diye tutturursan seni burada tutmaya gücüm yetmez. Ne yaparsam yapayım, gidersin. Hatta buradaymış gibi gidersin ki bu daha da kötü. Kalmış gibi yapmaktansa gitmek daha iyidir. Ama bana sorarsan sakın gitme. Nasılsa tekrar geri gelirim diye gider insan ama sonra dönebilecegin bir yer kalmaz. Bırak dönebileceğin yeri, üzerinde yürüyebileceğin bir yol da kalmaz. Gidip de dönen yok mudur? Var elbette. Bazılarının gitmesi de elzemdir. Ama seninki böyle değil. Gitme."
"Baksana, sen sahiden kimsin?"
“Seni sevivorum."
"Sen kimsin diyorum! Anlamadın herhalde."
Sorusunu doğru anlamıştım ve gerçek cevabım da buydu. Onu sevmek gibi bir kimlik edinmiştim kendim için. Onu sevmeye mâni olacak, onu sevmenin dışında kalan bütün kimliklerimi bir kenara bırakıp onu seven erkek olmaya karar vermiştim. Sen kimsin sorusuna verebileceğim en gerçek cevap "seni seviyorum"du ve o cevabı vermiştim.
Uzun zamandan beri ortamların onaylayan adamıyım ben; tartışmaların etkisiz elemanı, karar anlarının çekimser oyu, sen bilirsinlerin, benim için farketmezlerin insanı.
Uzun zamandan beri ortamların onaylayan adamıyım ben; tartışmaların etkisiz elemanı, karar anlarının çekimser oyu, sen bilirsinlerin, benim için farketmezlerin insanı.