Vaktiyle nerede olursam olayım şanslı bir
insanım derdim. Fakat şanslı insan kendisine iyi bir yazgı sağlayan insandır. iyi yazgı da ruhun iyi gelişimi, iyi dürtüleri, iyi eylemleridir.
Sözün özü tek bir uyum vardır ve tıpkı evrenin tüm bedenlerden oluşmuş tek bir beden olması gibi Kader de tüm nedenlerden oluşmuş tek bir nedendir. Bu söylediğimi en
cahiller bile anlar; çünkü "Başına şöyle bir şey geldi," derler, yani birinin başına şöyle bir şey gelmeliydi veya başa gelen
şey zaten yazılan şeydi.
Herhangi birine iyilik yapan kimileri, karşılığında kendisine dönecek iyiliği hesap eder. Kimisi de önce hesap yapmaz, ama iyilik yaptığı kişiyi kendisine borçlanmış sayar, iyilik yaptığının bilincindedir. Kimisi de bir sekilde iyilik ettigini bile bilmez, tıpkı kendine özgü meyvesini, üzümü verdikten sonra başka hiçbir şey istemeyen asma, koşusunu
tamamlamış at, avının izini süren köpek, bal yapan arı gibi. Yaptığı iyiliği bağıra çağıra anlatmaz ve tıpkı mevsiminde üzüm veren asma gibi bir başka iyilik yapmaya geçer.
"Öyleyse bizim de bir şekilde bilinçsizce iyilik yapan bu insanlar arasında yer almamız mı gerekir?" «Evet, fakat bilerek iyilik
yapmamız gerekir, çünkü toplumun bir parçası olan insanın toplum yararına bir iş yaptığının bilincinde olması ve Zeus
aşkına yemin ederim ki, arkadaşlarının da bunun bilincinde
olmasını istemesi, insana has bir özelliktir," dedi. "