İnsanlık tarihi kadının çilesiyle doludur. Kimileyin Batı’da, cadı yaftasıyla yakılmış; kimileyin Doğu’da, doğar doğmaz gömülmüştür. Erkek bebekleri de doğuran kadın olmasına rağmen, kızlar istenmeyen evlat durumuna düşürülmüştür. Kısaca kadının adı yoktur, insanlık tarihinde. Oysa bizim aklımız erkeğinkinden az mıydı?
Kadın-erkek eşitliği olabilseydi, dünya daha yaşanası bir yer olmaz mıydı?”