Bir kış sabahı uyanmışız onunla, aynı evde değil sadece aynı anda. Sonra elimizde birkaç kitap, sırtımızda bir battaniye bizi saracak kadar. Başım onun omuzlarında o okuyor ben dinliyorum sakince, gözlerim kapanıyor sesinin tınısından, nefesinin ve kokusunun hoşluğundan... Tren akıyor hayatın içinden ve biz yolcuyduk onunla bu filmin en güzel sahnesinden. Hayali bile uykularımdan evvel geliyor düşünsene bunu yaşamış olsam gözlerimi kırpar mıyım bizi yaşarken?
Çok sakin, duru ve hassas birisin. Böyle her şeyin o kadar düzenli ki... Sen, hiç bitmesini istemediğim o tren yolculuğunun adısın Mislina... Uzun yollar, kar ve soğuk... Isınmak için sığınılan bir ev gibisin.
Sevdim işte, seviyorum. Yürüdüğü mesafeyi, gözlerinin çukurundaki cenazeyi, ruhundaki ölüyü bile seviyorum ama ruhu ölü olsaydı ben bu kadar hayat dolu olmazdım, bunu biliyorum. Sevmeyecekti beni biliyorum; onu sevdiğim gibi sevmeyecekti. Olsun, lakin ben sonbahar insanıyım. Çok yaz bekledim, yine olsa yine beklerim.