Kendimi zorlukla geri çekerken "Yapma," dedim yeniden ağlayacak gibiydim. "Neyi yapmayayım?" diye sordu Bora, sesi boğuktu. Nefesi şakaklarımı okşuyordu. "Sen benim nefes diye içime çektiğimsin. Öleyim mi istiyorsun?"
"Karadutun lekesini sadece kendi yaprağı çıkarırmış." dediğinde bir an duraksayacakmış gibi oldum ama sadece adımlarım yavaşladı. Kollarına sığındığım gece bahsettiğim efsaneden mi söz ediyordu? "Yarasına merhemi başka yerde arayan bulamazmış."
Bu sefer masum değil, kanlı bir oyun oynarken düştüm dizlerimin üstüne. Ayağa kalkamıyorum. Niye kaldırmıyorsun baba? Ben her düşüp kaldığımda sen koşup gelmez miydin yanıma? Canım ufacık acısa bile koparmaz mıydın kıyametleri? Niye yoksun şimdi, ne değişti? Sen mi, ben mi yoksa mecburiyetlerimiz mi?