YAZ UYKUSU
“Anlaşılan bu kez yalnız olmayacaktı. Birlikte işledikleri suç onları beş yıl sonra yeniden bulmuştu ama bu kez bedelini sadece Arden ödemeyecekti.”
️️️️️
İşlenen bir suç; birisinin hapse, diğerinin yurtdışına ve kalanlarının da farklı yönlere evrilmesiyle son bulmuştu. Herkes bu suçu tek bir kişi için işlemişti. Patenciler ve Kaykaycılar grubu; yaralı, acılarla dolu yanlarına rağmen kendilerinin çocuk yanı olan Yağız adına kalkışmışlardı ama atladıkları bir detay daha vardı. İşlenen suç hırsızlıkla kalmamış birisinin ölümüyle son bulmuştu.
Seneler sonra, tam beş yıl sonra yurtdışından hiçbir şeyden haberi olmayarak dönen Yağız, arkadaşlarını bir araya getirmek istediğinde olaylar tekrar başlayacak, sırlar aralanacak ve saklı sandıkları ne kadar yalan varsa gün yüzüne çıkacaktı. Onlar, arkadaşlarını bulmak için çıktıkları bu yolda kimseyi bıraktıkları gibi bulamayacaklarını Yağız hariç herkes biliyordu. Onlar sekiz kişiydi ama hikayenin sonunda artık on kişiydiler.
~~~~~~~~~~
Arden karakterine o kadar çok üzülüyorum ki size anlatamam. Onu bulduklarından beri gerçeği haykırdı durdu aslında. Herkes tek bir lafa kanarak onu terk etmişti. Nil, Demir’e inanmayıp kendisi peşine düşmeliydi ama yapmadı. Ona bu konuda çok kızgınım. İnsan sevdiğini tek bir laf yüzünden yarı yolda bırakmamalı.
En çok üzüldüğüm isimlerden birisi de Demir oldu. Kitabın başından beri anlamıştım aslında ama kendimi kandırıp duruyordum. Nil, tek bir yerde Demirin yanında olmalıydı ancak o gene Ardeni seçti. Evet, sonuna kadar Ardenci olsam da orada kendisini bir an olsun yalnız bırakmayan Demirin yanında olmalıydı.
Yolculukları boyunca bir sürü şey yaşandı. Benim ise en çok sevdiğim isim değişmedi, Yağız. O herkesin çocuk yanı, çocuksu yanı. Grubun tamamı ona abilik ablalık yapıyor