Iğdır da askerlik yapan Uğur’a bir gün telefon gelir ve onu arayan kişi yeğenini korumasını ister. Bir süre evine gelecek kadınla ev arkadaşı olması gerekiyordur. Menhus ise deli dolu, laf dinlemeyen bir kadındır. Ne kadar Uğur için zor bir durum olsa da Menhus için de zordur. İkisi birlikte bir süre de olsa beraber yaşamayı öğrenmeye çalışırlar ancak Uğur’un sürekli onu kimseyle tanıştırmak istememesi Menhus’u yaralar. Sessiz kalmaya çalıştıkça daha çok yaralanır ve pençelerini çıkartır. Uğur’un tüm arkadaşlarıyla tanışan Menhus için işler daha çok karışır ve başındaki bela buraya da musallat olur. Bir yandan Uğurla yaşadığı karışık duygu değişimleri, bir yandan onu bulan düşmanları, bir yandan da aile sorunları işleri rayından çıkartır.
Ters köşe yaşayacağınız, dostluğun, kan bağı olmadan aile olmanın, güldüren, ağlatan, en önemlisi de aşkın gücünün olduğu bir kitap.
İmkansızlık mı? Yoksa aşk mı kazanacak?
~~~~~~~~~
Uğur benim gözümde; yaralı, aile hasreti çeken, içinde fırtınaları yaşayan ama dışarıdan kendisi hariç herkesi düşünen bir karakter. Onu çok seviyorum. Onun kırgınlığı, güvensizliği dünyaya. Yaşadıkları çok ağır. Menhus geldiğinde de bu güvensizliğini bu yüzden her seferinde dile getirdi. Bir nevi yalandan güveniyormuş gibi yapmadı ama Menhus da buna sebep oldu. Belki en başından anlatabilirdi başındaki belaları lakin o da güvenmiyordu. Direkt olarak güvensizlik içerisinde bir şeyler yaşamaya çalıştılar.
Ercan ve Emre benim favori karakterlerim. Onların dostluğu ayrı boyutta. Daha çok Ercanı seviyorum. Esrayla sonunda mutlu olmalarına çok sevindim. Her biri benim için ayrı yerde. Semih hakkında çok bir şey diyemiyorum çünkü çok fazla enerji alamadım ama Mihremi çok sevdim. Bizim kızı Uğura doğru ittiren de kendisiydi zaten. Menhusun her seferinde