“Ölüm bize uzakken, yaşam bize yarım kalır.”
Amin Maalouf’un kaleminden çıkan Semerkand, sadece bir roman değil; tarih, felsefe, aşk ve direnişle yoğrulmuş bir zaman yolculuğu. Ömer Hayyam, Hasan Sabbah, Ebu Ali Hasan(Nizamülmülk) , Melikşah gibi tarihin iz bırakan karakterleriyle tanışmak ve onların iç dünyasına dokunmak, insanı düşündüren ve sarsan bir deneyim.
Roman boyunca Hayyam’ın rubaileriyle hem Doğu’nun mistik havasını soluyor, hem de bireyin özgürlüğü, kader ve inanç üzerine derin sorgulamalara dalıyorsunuz. Maalouf’un olayları bir belgesel titizliğiyle anlatırken aynı zamanda büyüleyici bir atmosfer kurması, onu sıradan bir tarih romanının çok ötesine taşıyor.
Ali Berktay’ın çevirisi ise bu anlatımın ruhunu birebir yansıtmayı başarıyor. Dilin akıcılığı, duyguların geçişi ve tarihi detayların sadeliği, çevirmenin metne olan özenini hissettiriyor. Emeğine saygı duymamak elde değil.
Eğer tarihle edebiyatın kesiştiği derin, şiirsel bir anlatı arıyorsanız, Semerkand sizi pişman etmeyecek. Hayyam’ın rubailerini sadece okumayacak, hissedeceksiniz.