Her yıl yarım düzine kadar öğrenci köylere ve kasabalara doktor, avukat ya da profesör olarak akıllarının bir köşesinde her zaman doğruyu konuşmak, her durumda renklerini belli etmek, ne kadar önemsiz olursa olsun haksızlığa mahal vermemek, daha merhametli ve gerçek adaleti yaymak ve sosyal ilişkilerde daha hoşgörülü olma fikrini aşılamak düşüncesiyle giderse, yirmi yıl içinde ülkede herkesin saygı duyduğu ve herkesin iyiliği için çalışan yeni bir aristokrasi oluşturulurdu. Üniversiteden mezun olup hukuk ya da tıpta paradan başka bir şey görmeyen ve aklında aptalca, gereksiz eğlenceden başka bir şey olmayan her genç acınası bir yaratıktır ve neyse ki sağduyu henüz bu nokta çok da yoldan çıkmış durumda değil.