Bütün Yahudiler mağdur veya kurban değildi. Mesela Başkan Rumbowski, güzelim evinde yeni karısıyla oturmuş, liste yapıyordu. Oysa ellerine sevdiklerimin kanı bulaşmıştı. Diğer taraftan bütün Almanlar da katil değildi. Örneğin, Herr Fassbinder, SS askerlerinin çocukları topladığı o meşum akşamda onlarca çocuğun hayatını kurtarmıştı.
Sadece kıyafet gibi pratik olarak ihtiyaç duyulan şeyleri değil, aynı zamanda kaybettiklerinizin ve geçmişinizin anıları da dahil olmak üzere bütün hayatınızı bir bavula sığdırmak zorunda kalsaydınız ne alırdınız?
Galiba anlaşılması en zor şey, dehşetin bile sıradanlaşabileceği gerçeği. Başından vurulan yaşlı bir kadını görüp paltosuna kan sıçradığı için hayıflanarak iç çekebiliyordu insan. Çoktan gerçekleştiği için en korkunç şeyin olmasını beklemekten vazgeçebiliyordu.
Elde edilmeye çalışılan şey ister güç, ister intikam, ister aşk olsun, bunların hepsi açlığın farklı türlerini yansıtıyordu. İnsanın içindeki boşluk ne kadar büyükse o boşluğu doldurma çabası insanı o denli umutsuzluğa sürüklüyordu.