Sweet Princess

Sweet Princess
@Sweet_Princess
Pluribus'un ikna edilmesi gerekmiyordu. "Bombalar Cyrus'u bizden aldığında her şeyi toparlayıp kaldırdım. Böyle bir şey yapmam saçmaydı aslında. Sanki hayatımın aşkını bu kadar kolay unutabilirmişim gibi..."
Sayfa 209·Kitabı okudu
Reklam
"Bay Plinth?" dedi Dr. Gaul. Toplantının başından beri sessiz ve durgun olan Sejanus kâğıdını kaldırıp tek bir cümle okudu. "Savaşla ilgili sevdiğim tek şey o günlerde hâlâ memleketimde yaşıyor olmamdı." Anlık bir duraksamanın ardından ekledi. "Savaşın bunun ötesinde bir değeri olup olmadığını soruyorsanız, bunun bazı yanlışları düzeltmek için bir fırsat olduğunu söylerim." "Peki düzeltti mi?" diye sordu Dr. Gaul. "Hayır, hem de hiç. Mıntıkalarda hayat hiç olmadığı kadar kötü," dedi Sejanus. Diğer çocuklardan itirazlar yükseldi. "Vaaay!" "Onu yanlış anladım, değil mi?" "O halde 2. Mıntıka'ya geri dön! Kim seni özler ki?" Artık gerçekten şansını zorluyor, diye düşündü Coriolanus. Ama kendisi de öfkeliydi. Bir savaş için iki taraf gerekirdi. Burada söz konusu olan savaşı isyancılar başlatmıştı. Bu savaş Coriolanus'u öksüz bırakmıştı. Sınıf arkadaşlarını duymazdan gelen Sejanus, Baş Oyun Kurucu'ya odaklanmıştı. "Sizin savaşla ilgili neyi sevdiğinizi sorabilir miyim, Dr. Gaul?" Kadın uzunca bir süre Sejanus'a baktıktan sonra gülümsedi. "Beni haklı çıkarmasını seviyorum."
Sayfa 232·Kitabı okudu
Uzun bir duraksamanın ardından, "Haracım açısından şanslıyım," dedi. "Konuşkan biri. Ama diğer çocukların çoğu iletişim kurmuyor. Benim kızım bile röportajda bir şeyler için çabalamanın anlamsız olduğunu düşünüyor." Sejanus Coriolanus'a döndü. "Neden çabalasınlar ki? Bu onlara ne kazandıracak? Ne yaparlarsa yapsınlar arenaya atılacak ve ölmemek için kendilerini savunmak zorunda kalacaklar." Odada Sejanus'un dediklerini onaylayan mırıldanmalar duyuldu. Dr. Gaul gözlerini Sejanus'a dikti. "Sandviçli çocuksun sen. Bunu neden yaptın?" Gerilen Sejanus gözlerini kadından kaçırdı. "Açlıktan ölüyorlardı. Zaten onları arenada öldüreceğiz. Bir de öncesinde işkence etmemiz gerekiyor mu?" "Hah. Bir isyancı sempatizanı," dedi Dr. Gaul. Gözlerini defterine diken Sejanus geri adım atmadı. "Onlar isyancı değil. Savaş sona erdiğinde bu çocukların bazıları iki, en büyükleri sekiz yaşındaydı. Savaş sona erdiğine göre, onlar da artık yalnızca Panem vatandaşı değil mi? Bizim gibi? Marşta Başkent için böyle söylemiyor muyuz? 'Işık veriyorsun bize, birleştiriyorsun bizi kendinde' demiyor muyuz? Başkent hükümetinin tüm ülkenin hükümeti olması gerekmiyor mu?"
Sayfa 119·Kitabı okudu