Sona doğru temposu o kadar yükseldi ki nefes almayı unuttum VE İKİNCİ KİTABIM YOK. Yani hayat çok zor. O yüzden aynı hatayı yapmayın zaten ucuz.
Konudan birazcık bahsedicek olursam kitap 19.yüzyılın başlarında geçiyo, o yüzden kadın hakları sıfır doğal olarak. Hazel bu ortama rağmen gayet ayrıcalıklı bi ailede doğan bi kız. Ailesinin öyle aman aman bi para sorunu yok mesela. Babası kitabın başından beri bi savaşta, annesi de erkek kardeşini o kadar çok önensiyo ki hazeli salmış baya. Üstünde evlilik ve cinsiyet dışında başka bi baskı yok kısaca.(burda bahsi geçen evlilik çocukluğundan beri nişanlı oldukları kuzeniyle bu arada, miras başka aileye gitmesin diye kendi aralarında evlendirmeye karar vermiş aileleri)
Bi gün baya ünlü bi doktorun oldukları şehirde ders vereceği haberini alıyo ve olaylar bundan sonra başlıyor. Doktorluk hazelin çocukluktan beri hayali olan bi meslek. En başta heves olarak başlıyo ama sonradan elinin gayet yatkın olduğunu anlayıp ilerletmek istiyo bu işi. Tabi burdaki engeli de cinsiyeti. Tamamen kendi çabasıyla ilerlemesini görmek çok zevkliydi. Arada küçük bi zihinsel çöküş yaşadıktan sonra motivasyonunu geri kazanıp kendi yolunu çizmesi ve potansiyelinin farkına varması güzel işlenmişti. Kitabın çok büyük bi kısmı bu şekilde sabit tempoda geçiyor zaten. Yazım dilinin akıcılığı da sizi aksiyon sahnelerine kadar gayet sarıyor. Asıl bomba da sona doğru patlıyo ama incelemem spoilersız olacak.
Jack ise bi mezarcı, yani mezarlardan ceset çalarak doktorlara kadavra sağlıyo, hazelle yoları da bu şekilde kesişiyo. Onun povundan okuduğumuz kısımlarda hze her ne kadar kadın olarak alt tabaka gibi görülse de yine de bi aristokrat kavramı olduğundan aslında şanslı bi hayat yaşadığını daha iyi anlıyoruz. Çünkü jack ve çevresindekilerin hayatı daha çok
AnatomiDana Schwartz · İndigo Kitap · 2024531 okunma
Daha önce en sevdiğim rengin ne olduğunu hiç düşünmemiştim. Bana asla önemli gelmemişti bu.
Ta ki bir çift okyanus mavisi göze bakıp boğulmanın belki de hoş bir şey olabileceğini fark edene dek.
Ta ki bir çift mavi gözdeki ateşe bakıp yanmanın belki de acı vermeyeceğini fark edene dek.
Ta ki bir çift gök mavisi göze bakıp yükseklerden düşmenin belki de huzurlu bir şey olabileceğini fark edene dek.
Daha önce en sevdiğim rengin ne olduğunu hiç düşünmemiştim çünkü bu unvanı hak edecek bir renk görmemiştim. Ta ki şimdiye dek.
Alçak sesle, "Mavi," dedim.