Sevgili Dost !
Sadi ne güzel söylemiş:
“ Hayattan meyus olanlar, güzel sözler söylerler. Görmez misin ki, kalemin ucu kalemtıraş ile kesilince , kalemin dili daha keskin olur.
Mevlana’nın “ Sen kapları, testileri hele bir kır; sular nasıl bir yol tutar gider,” sözleriyle çağırdığı yer “Aşk” değil midir? Onun kör dediği kaplar, nasıl kaplardır ki, karılması sağlam kalmasından daha iyidir.
Sevgili Dost!
Sözcükler, binlerce kelime bildikleri halde konuşamazlar. Onları dilsiz yapan şey sahip oldukları kelimeleri baş harflerine göre ve alt alta sıralamalarıdır. Çok şey bilip de susmanın ağırlığını taşır sözcükler.
Sevgili Dost !
Sende seçtin bilirim; özenle seçtin. Giysilerinde renkleri, modeli, dikişi, kumaşı. Ayakkabılarında sağlamlığı, biçimi, yumuşaklığı. Seyahatinde hızı ve güvenli firmayı. Okulunu, eşini, arkadaşlarını… Sen de seçtin. Ölçütlerin vardı, bilgilerin vardı, kaygıların vardı seçerken. Elmanın sert ve sulu olduğunu dokunarak, peynirin yağlı olduğunu tadarak, balığın taze olduğunu koklayarak anladın. Peki şimdi ! ne yapacaksın? Nasıl ayırt edeceksin sağlamı çürükten, güzeli çirkinden, doğruyu yanlıştan, dostu hainden ? Ne birlikte yemek yedin, ne alışveriş ettin, ne borç para aldılar senden, ne beraber yolculuk ettin. Nasıl tanıyacaksın ?