Sabahları uyandığım zaman ruhumu dinliyorum ilk iş olarak. Sıkıntımın olup olmadığını araştırıyorum. Eğer iyiysem, iyi olmamın nedenini soruyorum kendime, çoğu zaman da bir neden bulamıyorum. Bunlardan çıkan iyi sonuç şu olabilir ki sıkıntılarımın da gerçek bir nedeni olamaz, olmamalı. Bizde "neden" gibi görünen şeyler ya "sözler'dir ya "olaylar".
İlk kez anladım ki bütün kitapların arkasında bir insan vardı. Her birini bir insan düşünüp yaratmıştı. Bir insan onları kağıda dökmek için günlerini veriyordu. Ben bunları düşünmeyi bile daha önce asla düşünmemiştim.
Her zaman bilinmeyenden korkarsınız. Sınıfınızdaki her soruya cevap veren, özellikle 'parlak' arkadaşınızdan, kurşundan putlar gibi oturan diğer tüm öğrencilerin nefret ettiğini eminim hatırlarsın. Saatler sonra bile dövmek için, canını acıtmak için seçilen kişi o parlak çocuk değil miydi? Elbette oydu. Hepimiz birbirimize benzemeliyiz.