Birisi kabuk tutmuş yaralarımızı okşamaya başladığında, cırt diye açılıveriyor ve kanamaya başlıyor yeniden oluk oluk. Birine teslim olduğumuzda ve içimizi döktüğümüzde, bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıyor. O yüzden değil mi içimizi tutmalarımız, birine teslim olmaktan korkmalarımız, ortalıkta gergin ve tedirgin dolanmalarımız? “Anlatsam mı, anlatmasam mı?” kararsızlığımız. “Bu sevgi beni acıtır mı?” kuşkularımız.
Tarih 13.05.2011 ve ben hayranı olduğum İranlı kadın şair sevgili Füruğ Ferruhzad'ın Güneş Doğuyor adlı şiirini Farsça'dan Türkçe'ye çevirmiştim, dün gibi aklımda sözlükleri karıştırıp tek tek kelimeleri yerlerine yerleştirme telaşım.. işte o amatör çeviriyi sizlerle de paylaşmak isterim..
GÜNEŞ DOĞUYOR
Bak gözümün içindeki keder
Nasıl da damla damla eriyor
İsyancı ve karanlık gölgem,nasıl
Güneşin eline esir oluyor
Bak bütün varlığım harap oluyor
Kıvılcım beni yutuyor
Beni zirveye çıkarıyor
Beni tuzağa çekiyor
Bak
Gökyüzümün tamamı yıldızla doluyor
Kokuların ve nurların ülkesinden çok uzaklardan geldin
Şimdi beni fildişlerinden,bulutlardan ve kristallerden bir kayığa oturttun
Götür beni teselli veren ümidim