Hamit kızıltaş

Hamit kızıltaş
@THETURK
15.Bölüm Ayrı Yollar
Nihayetinde karar verildi 14 Todanlı ve 17 seçilmiş olanlar 2 yoldan birini tercih edecekti 14 Todanlı bireysel seçim yapma teklifini kabul etmedi çünkü onlar liderlerine bağlı kabile üyeleriydi ama seçilmiş olanların her biri farklı kabileden di Anemon dışında hiç birinin lideri orada değildi sıtakisi ışığa doğru gitmeleri gerektiğini daha önce olduğu gibi savundu ve bu sefer beni dinlemelisiniz dedi ben oraya gideceğim dedi kimler benimle gelecek diye seslendi Anemon sıtakisiyi sevmesede onun lideriydi ve o liderine bağlıydı bir adım ileri çıktı ben seninle gelirim dedi herkes çok şaşırdı ama biliyorlardı anemonun bağlılığını sıtakisi eliyle işaret edip senin gibi lanetliyi yanımda götürmeyi tercih edeceğime tek giderim daha iyi dedi sen gelmeyeceksin dedi Oliv biz güneşin battığı yere gideceğiz herkes seçimini yapsın bu ya bizim sonumuz ya kurtuluşumuz olacak bir daha. Bir birimizi görmeme pahasına bir Yolculuk olacak sıtakisinin yanına vota,umma,örkete, sonraka,harpi ve susit geçmişti harpi şifa bilen birisi yanlarında olsun diye bu seçimi yapmıştı  ummada duyma ve görme yeteneğinin onların şansını arttırma düşüncesi ile 7 kişi ayrılmıştı Vantes ummaya seslendi ve yanınıza kendi kabilemden 4 kişi vereceğim onlar iyi birer savaşçı yolculuk boyunca sadece seni dinleyecekler dedi ışığa giden 11 yolcu güneşin battığı yere giden 20 yolcu elde olan yiyecek ve su paylaşıldı yollar artık ayrılıyordu bu ayrılık belkide sıtakisi ve Oliv içinde iyi bir seçenek olmuştu bir birlerini sevmeyen iki savaşçı biri kabile liderinin oğlu biri iyi bir savaşçı ve lider adayı birisinin ölümüyle sonuçlanacak hale kadar ilerlemişken aralarındaki gerilim buzları eritir di belki bir sonraki karşılaşmalarında sıtakisi artık kendisinin sözünü dinleyecek kişilerle yola çıktığını düşünüyor ve
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
14.Bölüm Todanlılar
Seçilmiş olanlar etraflarını saranların kim olduklarını onlara ne yapacaklarını bilmiyordu ellerinde mızrakları ile hemen önlerinde olan bu insanlar kimdi içlerinden birisi lideriniz kim dedi yaho ve umma haricinde bunu kimse anlamamıştı çünkü farklı bir dil konuşuyorlardı yaho ve umma yaşlıların dan bu dili duymuşlardı ve biliyorlardı daha önce bu dili hiç sorgulamayan neden farklı bir dil olduğunu anlamayan bu iki omahatlı belkide şimdi bir anlam verebilirdi bu dile yaho liderimiz yok onlar sizin dilinizi bilmiyor dedi siz kimsiniz ve neden buradasınız diye sordu yaho kıtlığın olduğunu yiyecek ve içeceklerinin tükendiğini yeni bir yaşam yeri bulmak için 9 kabile tarafından seçilip yola çıktıklarını söyledi peki ya siz kimsiniz diye sordu yaho Liderleri cevap verdi biz Todanlılarız dedi böyle bir kabile olduğunu bilmiyorlardı belkide tek insanların kendilerinin olduğunu düşünüyordu bir çoğu Todanlıların Lideri Vantes mızraklarını çekmelerini söyledi seçilmiş olanlar rahat bir nefes almıştı yaho ve umma ya neler olup bittiğini sordular Bu kabilenin Todanlılar olduğunu söylediler her biri sürekli sorular soruyordu ama henüz bir şey konuşmamışlardı sadece todanlı kabilesi olduğunu ve liderinin de konuşan kişinin olduğunu biliyorlardı Ama Vantes bir çok şeyi aslında anlamıştı onların aç olduğunu ve susamış olduğunu gördüğü an anlamıştı yiyeceklerini ve sularını onlara uzattı ne kadar çekimser ve tedirgin olsalarda karşı koyamazdılar bu ikrama çünkü çok açtılar onların yiyecekleri ağızlarına böylesine iştahla götürüşleri Vantesi daha çok korkutuyor du Vantes gerçeği görürken seçilmiş olanlar artık kurtulduklarını düşünüyordu yiyecek ve suyun olduğu yeni insanların olduğu bir yer bulduklarını düşünüyorlardı Vantes yahoya yiyeceklerini yemelerini ve sonra hep birlikte
13.Bölüm Yaklaşan Son
Omahataların Kabilesine Yerleşen Bütün kabile üyeleri için işler iyice zorlaşmıştı  Giden seçilmişler henüz Dönmemişlerdi ve Onların Yaşayıp yaşamadıklarından bile emin değillerdi Artık neredeyse bütün yiyecekleri tükenmiş suları bitmek üzereydi ne Avlamak için  gök yüzünde uçan tiyitiler vardı ne ormanda hayvan yada meyve kalmamıştı Seçim yapma şansları yoktu yaşlıların artık gönüllü olarak kendilerinden vazgeçmelerini beklemiyorlardı ve onlara herkesten daha az yiyecek veriyorlardı hasta olanlarada aynı şekilde bu ölüm kalım savaşında başka çareleri yoktu ya geçmişlerinden vazgeçeceklerdi yada geleceklerine şans vereceklerdi Herkes zayıflamış güçleri tükenmiş ümitsizlik içersinde çaresizliklerini yaşıyorlardı Sonları artık yaklaşıyordu hepsi bunun farkındaydı ve bekleyiştelerdi Ya ölümü yada gidenlerin iyi haberlerle dönmesini kimileri kabullenmişti kimileri ise içindeki ateşi söndürmemişti  bilge Kumanda yaşlılığında verdiği çökümüşlükle yürüyemeyecek kadar bitkin bir haldeydi Yaklaşan sonun farkındaydı Ona diğer yaşlılar gibi değil tam aksine kendi paylarından daha çok kısıp yedirmeye çalışıyorlardı Kuman onlar için bir lider olmasada çoğunun doğumunda hastalığında eğitiminde hep yanlarındaydı onlar için Kuman kutsaldı bazı kabilelerin bilgeleri ölmüştü bazı kabilelerin ise liderleri ölmüştü ama artık ne bilgeliğin nede liderliğin pek bir önemi kalmamıştı bu mücadele içinde herkes eşitti herkes aynıydı kendini daha güçlü hissedenler daha fazla pay almak için bir birleri ile bile mücadele ediyordu kimse için bir başkasının yaşaması önemsiz bir hal almıştı çünkü ne kabile ayrımı nede aralarında çoğunluk seçimi yoktu açtılar ve ölüyorlardı gözlerinin önünde her ölen onları daha çok korkutuyor daha çok kötü bir hale sokuyordu yaşa yada öl başka bir seçenek yok Kuman
12.Bölüm Uyanış
Ormanın içinde ilerledikçe karanlık daha koyu bir hal alıyordu Ağaçlar gökyüzünü iyice kaplıyor ve ayın bile parıltısına engel oluyordu biraz ağaç meyvesi bulabilmişlerdi sulu olan bu meyve azda olsa karınlarını duyurmuş susuzluklarını gidermişti Yön bulmaları zorlaşıyor nereye gideceklerini bilmiyorlardı dağı arkalarına alacaklardı ama dağ görünmüyordu ağaçlar bir birlerine okadar yakındıki gökyüzüne yeşil bir örtü örtmüşler gibiydi yeşilin karanlığı ormanın ürpertici sesleri yaprakların hışırtısı ağaçların sallanışı korku yine içlerine işlemişti bilmeden yapılan herşey gibi bu bilmedikleri yerde onları tedirgin ediyordu Artık  ilerlemek yerine dinlenmeleri gerekiyordu çünkü bu ilerleyiş onları nereye götürecek belli değildi  ağaçların diplerine oturup sırtlarını ağaç gövdelerine dayamışlardı sessiz bir şekilde oturuyor öylece duruyorlardı  nöbet sırası olanlar nöbete diğerleri ise uyumak için kendilerine yer yapıyorlardı karanlık ve yorgunluk gözlerinin kapanması için yeterliydi korkularını unutturup derin bir uykuya sokmuştu onları zaman ilerledikçe soğukluk artıyordu dallar daha sert sallanıyordu rüzgarın şiddetiyle sıra artık diğer nöbetçilerdeydi anime ve yaho uyandırmak için voto ve örketenin yanlarına gitmişlerdi onları uyandırdılar ve dinlenmek için uzandılar diğerleri gibi kolay uyuyamıyacaklardı anime ve yaho sırtlarını bir birlerine yasladılar ve daha sıcak olacağını düşünüp o şekilde yatmayı seçtiler onlarıda bir birlerine bu sıcaklık iyice yaklaştırcaktı belki de voto ve örkete gözlerini açık tutmakta zorlanıyorlardı uykularından uyandıklarında vücutları ısınmaya yeni başlamıştı ama soğuğu hissedince üşüme ve uyku iyice zorluyordu onları gözleri kapanıyordu bedenleri onları yaslanmaya oturmaya itiyordu onlarda yorgundu ve günlerdir yol yürüyor dağ