Her günün, her günün her anın dünyaya korkuyla değil, sevgiyle karşılık verme fırsatı olduğunu günbegün tekrarlıyorum kendime. Korkunun eş ve karşıt bir güç değil de daha çok sevgi eksikliği, çarpık ya da yoldan çıkmış bir şeyin belirtisi ya da işareti olduğunu.
Bu zamansız zamanda, zamanın bir ölçü birimi olarak bir süre nasıl da anlamsızlaştığı, mesafenin de öyle, bir de geldiğimiz yer ile sonunda vardığımız yer arasında, kendimiz sandığımız kişi ile sonunda olduğumuz kişi arası da katettiğimiz mesafeler.