“Çok yaygın bir kör inanç vardır, her insanın belirli özellikleri olduğu söylenir. Sözgelimi, biri için iyidir, kötü huyludur, zekidir, aptaldır, çalışkandır, tembeldir v.b. denir. Oysa hiç de öyle değildir. Bir insanın çoğunlukla iyi, çoğunlukla akıllı, çoğunlukla çalışkan olduğunu, ya da bunun tersini söyleyebiliriz. Ama bir insan için iyidir ya da akıllıdır, bir başkası için de kötüdür ya da aptaldır dersek yanlış olur bu. Gelgelelim hep böyle ayırırız insanları. Çok yanlış bir tutumdur aslında bu.
İnsanlar nehirlere benzerler: Hepsinden aynı su akar, ama her nehir kah daralır hızlı akar, kah genişler durgun akar, kah tertemizdir kah bulanık, kah soğuktur kah ılık. İnsanlar da böyledir. Her insanda kişioğlunun genel özelliklerinin özü vardır; bazen bunlar, bazen ötekiler çıkar üste; iyi ya da kötü olur.”
Fakat insanlar, büyük yetişkinler, yetişkin insanlar, kendileri ve biribirlerini aldatmaktan vazgeçmiyorlardı. Insanlar, bu ilkbahar sabahını, tüm canlıların iyiliği için yaratılmış olan dünyanın bu güzelliğini, barış, dirlik düzenlik ve sevgi çağrıları yapan bu güzeliği değil, birbirlerine üstün gelmek için kendi uydurdukları şeyleri kutsal ve önemli sayıyorlardı.