Öyle bir sabahtı işte. Soğuk bir ocak sabahı. Yan bahçede rengârenk şapkalar giymiş çocuklar kocaman bir kardan adamın boynuna uzun, püsküllü, kırmızı bir atkı koymuşlar şimdi de burnuna havuç takmaya çalışıyorlardı.
İnce cam bardaktaki çayını her zamanki gibi kuru üzümle içiyordu. Bir yudum aldı, bardağı tabağa koydu, arkasına yaslandı. ve durdu insani bu kadar yipratan neydi dedi sustu sonra bir ses yankilandi sen hep guclusun sakin ol dedi ve dinledi sessizce
Ne güzel söylemiş Bilal Civelek: “Kelebeğin uçuşuna gıpta edenler, kozadaki çilesini görmezden gelir. Kelebeği güzellikle taçlandıran çektiği çiledir.”