Talha yıldız

Her şeyin bir özü vardır. Çiçeklerin özü renkleri, güllerin özü kokuları, balın özü tadı ve sütün özü yağı olduğu gibi, insanın özü rûhu ve namazın özü de huşû’dur ve huşûsuz namaz, ruhsuz beden gibidir.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bülbüller sazda, Gönül niyazda, Söyle namazda, Elhamdülillah. Duyulur bir ses, Koşuşur herkes, Dâim her nefes, Elhamdülillah. ( Ali Ulvi Kurucu (r.a.) )
Mîrac, madde ötesi âlem-i ervahtan gelen ve geçici dünya hayatına aldanmayıp gönüllerinin tertemiz doğasını koruyan âşıkların, ilâhî cezbe ile makam-ı evvelîne yani geldikleri madde ötesi makamlara yücelip, mânevî feyizler ve ruhsal zevklerle seyr-i sülûk yapmaları demektir. Mîrac, bütün peygamberlerin ve evliyaların seyr-i sülûk’u yani Allah (c.c.) yolunda mânevî ve rûhânî yolculuğudur. Her peygamberin ve evliyanın ruhsal kemâlâtına (olgunluğuna) ve Allah (c.c.) katındaki mânevî derecesine göre ruhsal mîracı vardır.
Âhiret âlemini düşünüp sakın ümitsiz olma! Ah ben kim, cennet nerede? deme. Çünkü en büyük günah, Allah’ın (c.c.) rahmetinden ümit kesmektir. Ancak hayalci de olma ve herkes dünyada ne ekmişse, âhirette onu biçeceğini de unutma!
İlk öğretim kurumlarında 300-500 kelime öğretilmekte,orta öğretimde ingilizce ve fen bilimlerine verilen ağırlık türkçe-edebiyat derslerini geri plana itmekte,zaten yetişkinlik döneminde kimseden iyi türkçe bilmesi istenmemektedir.