Her şeyin bir özü vardır. Çiçeklerin özü renkleri, güllerin
özü kokuları, balın özü tadı ve sütün özü yağı olduğu gibi,
insanın özü rûhu ve namazın özü de huşû’dur ve huşûsuz
namaz, ruhsuz beden gibidir.
Mîrac, madde ötesi âlem-i ervahtan gelen ve geçici
dünya hayatına aldanmayıp gönüllerinin tertemiz doğasını
koruyan âşıkların, ilâhî cezbe ile makam-ı evvelîne yani
geldikleri madde ötesi makamlara yücelip, mânevî feyizler
ve ruhsal zevklerle seyr-i sülûk yapmaları demektir.
Mîrac, bütün peygamberlerin ve evliyaların seyr-i sülûk’u
yani Allah (c.c.) yolunda mânevî ve rûhânî yolculuğudur.
Her peygamberin ve evliyanın ruhsal kemâlâtına
(olgunluğuna) ve Allah (c.c.) katındaki mânevî derecesine
göre ruhsal mîracı vardır.
Âhiret âlemini düşünüp sakın ümitsiz olma! Ah ben kim,
cennet nerede? deme. Çünkü en büyük günah, Allah’ın (c.c.)
rahmetinden ümit kesmektir. Ancak hayalci de olma ve
herkes dünyada ne ekmişse, âhirette onu biçeceğini de
unutma!
İlk öğretim kurumlarında 300-500 kelime öğretilmekte,orta öğretimde ingilizce ve fen bilimlerine verilen ağırlık türkçe-edebiyat derslerini geri plana itmekte,zaten yetişkinlik döneminde kimseden iyi türkçe bilmesi istenmemektedir.