Ama hiçbir şey beni bu kadim, sonsuz ve anlamdan azade serüvene zorluyor, felaketin kalbinde ben onu gelmeyen şey olarak aramaya, beklemeye devam ediyorken; oysa o benim bekleyişimin sabrı.
Niçin bütün sonlu, sonsuz, kişisel, kişisel olmayan, şimdiye ait, tüm zamanlara ait acıların altında, daha şimdiden neredeyse haritadan silinmiş görünecek kadar küçülmüş, ama tarihi dünya tarihinden dışarı taşan bir ülkenin tarihsel olarak belirli oysa tarihsiz acısı durmaksızın tınlıyor, niçin tüm o acılar sürekli bu ülkeyi anımsatıyor?
Niçin?