Paradigma; "Bir disipline hâkim olan model, kurumsal çerçeve, ideal örnek tip ya da modelin bir bakış açısının, kavrayışın, anlayışın adıdır.” Buradan hareketle Türkiye’nin asıl meselesi bir eğitim sorunu değil, bir bakış açısı sorunudur: "Türkiye’nin eğitim sorunundan daha ziyade eğitime bakış sorunu vardır. Türkiye’nin eğitim dâhil yaşadığı sorunların nedeni; kendine ait bir düşünüş, görüş ve yaşayış biçimi yani paradigmasının olmamasıdır.
Bu "paradigmasızlık" hali, "önce batının üstünlüğünü kabul etmeye, sonra batıya hayranlığa, daha sonra hayranlığın getirdiği korkuya kapılmaya, ardından kendinden şüphe etmeye ve en son olarak tüm bunların neticesinde aşağılık duygusunun oluşmasına yol açmıştır."
Batı ve Doğu medeniyetlerinin bilgiye yaklaşımındaki temel fark, "Gerçek" (Realite) ve "Hakikat" kavramları üzerinden açıklanabilir: Gerçek (Batı Paradigması), "Batı’nın pozitivist aklının ürünüdür... çıplak, örtüsüz, anlamdan yoksun, sadece 'olan'dır. Duyularla, deneyle, gözlemle doğrulanabilen, niceliksel, maddi ve nötr olandır",. Gerçek, bize sadece "nasıl" sorusunun cevabını verir. Hakikat (Doğu/İslam Paradigması), "Doğu’nun, özellikle İslam medeniyetinin idrakidir; gerçeğin ilahi, ahlaki ve insani ölçülerle giydirilmiş, anlamlandırılmış ve nihai hedefe yönlendirilmiş halidir". Hakikat, "niçin" sorusuna cevap verir ve insana var olma sebebini sunar. Mevcut eğitim sistemimizdeki sorun, bu ayrımdaki yanlış tercihtir: "Eğitim sistemine hakim olan pozitivist paradigma insanın sadece rasyonel yanına önem vermekte, onun ruhsal, duygusal ve mistik yönlerini ciddiye almamaktadır."
Eğitim sistemleri, içinde neşet ettikleri kültürün bir ürünü olarak şekillenir ve toplumları birbirinden ayıran kültürel farklılıkları belirginleştirir. Her ülke kendi özgün eğitim sistemini kurma