Diğer yandan, İsildur'un alnında kıvılcımlar saçarak yıldız misali parlayan o mücevherle karanlığın içinde aniden beliren silueti, yakınlarda pusuya yatmış etraf gözlemekte olan bir Ork devriyesinin gecenin karanlığı içinde bile hareket eden her şeyi seçebilen keskin gözlerine, tek gözlü ve dehşetengiz bir canavar gibi görünmüştü. Bunun üzerine, bu iblisin üzerine oklarını savurup arkalarına bakmadan kaçtılar. Kaçmaları boşunaydı aslında, çünkü nehre girmeden önce üzerindeki tüm zırhları çıkarmıs olan İsildur boynuna ve de kalbinin tam ortasına birer ok yemiş ve çığlık bile atamadan gerisingeri devrilip nehrin sularına gömülmüștü. Onun cansız bedenini ne Elfler bulabilecekti ne de insanlar. Efendisiz kalan ve çevresine kötülük yayan Yüzük ilk kurbanını almış oluyordu böylece: İsildur, tüm Dúnedain halkının ikinci kralı, Arnor ve Gondor ülkelerinin o çağdaki son kralı.
Eger biraz eğilecek olursan seni daha da bükerler ve nihayet onların ayakları dibinde yerlere kapanırsın. Köklerini kayaların arasına sal; böylelikle rüzgâr tüm yapraklarını koparıp alsa bile sen ona karşı durmayı başarırsın.
O gün Tulkas, Melko ile düelloya girerken sağında Fionwë solunda ise Húrin'in oğlu, Yazgıyı Alt Eden lakaplı Turin Turambar alacaktı yerini; Melko'ya nihai ve ölümcül darbeyi indiren de yine Turin'in kara kılıcı olacaktı, böylelikle Hurin'in soyunun ve de tüm İnsan ırkının intikamı alınmış oluyordu.