Hangi bölümü yorumlayacağımı bilemiyorum, bildiğim şey ise ne yazarsam yazayım eksik kalacağıdır. Josef B. ve Nietzsche’nin farklı yaşamlarda aynı soruları sormaları, benzer ilişkilere direnç ve farkındalık kazanmaları, bilinçli kabullenişleri ve her insan gibi aşktan nasiplerini alıp bir bataklıkta boğulmaları takdir edilesi biçimde sunulmuş. Ya bu kitabın etkisinden uzun süre çıkamayıp zihnimin kapılarını sonuna kadar açacağım, ya da ağırlığını anladığım anda kaçış olarak yeni bir kitaba başlayacağım…
Kemikleri, eti, bağırsakları ve kan damarlarını kaplayan deri nasıl insan görünümünü katlanabilir hale getiriyorsa, ruhun çalkantıları ve ihtirası da kibirle kapatılmıştır; o, ruhu kaplayan deridir.
“Benim de kötü dönemlerim vardır. Kimin yoktur ki? Ama beni ele geçirmiş değil. Onlar hastalığımın değil, benim varlığımın bir parçası. İsterseniz şöyle diyelim; onlarla beraber yaşama cesaretini gösterebiliyorum.”